Sosyal Ağ

 

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

Medeniyet TV

Yeni Anket

İhsan Fazlıoğlu: 'AmenTU Diyebilecek Bir Fert Yetiştirmek'

Tarih / Date: 18-03-2018

ENDERUN Özgün Eğitimciler Derneği Bahariye Mevlevihanesinde Eğitime Adanmış Hayatlar Programı Düzenledi.
Haber: Sedat KOTAN

İMH Genel Merkezi Bahariye Mevlevihanesinde ENDERUN Özgün Eğitimciler Derneği’nin düzenlediği Eğitime Adanmış Hayatlar programında bu ay Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu konuk oldu.

Program, Enderun Ozgun Egitimciler Dernegi baskanı Hasan Uyar’ın açılış konuşmasıyla başladı. Daha sonra kürsüye davet edilen İhsan Fazlıoğlu "AmenTU diyecek bir fert yetistirmek" konulu sunum gerçekleştirdi.



İhsan FAZLIOĞLU, konuşmasına “Amentü nedir?" sorusuyla başladı. FAZLIOĞLU, herkesin bir “Amentü” ‘sünün bulunduğunu belirterek: "Amentü, bir insanın eylemine bilincin eşlik etmesidir" dedi.

Peygamber Efendimizin (sav) Hira günlerini “Bilinç Dönemi” olarak okumak gerektiğini, Amentünün de bu derin tefekkür, tezekkür, teakkul ve tedebbürden geçtiğini belirtti. Derin düşünceleri bilinç düzeyine çıkaranların medeniyet kurabileceğini bunun da bir bedel gerektirdiğini cesaretle, inançla ve özne olma bilinciyle hareket edildiğinde olmazların mümkün olduğunu ifade etti.



İhsan FAZLIOĞLU sözlerine şu meyanda cümlelerle devam etti: "Amentü ölümle yüzleşildiğinde meydanı terk etmeyen, bir bilinç düzeyidir. Bu dini alanda değil, doktrinel alanda yapılmış bir yorum denemesidir. Terbiye – Talim – Te’dib, Kişilik – Kimlik – Kendilik, Benlik - Bizlik - Zat Olmak. Bu kavramlar çerçevesinde, insanın muhatap bir varlık olduğunu, muhataplığın da mükellefiyet doğurduğunu bilmek gerekir.



Terbiye: Davranış kurallarının örneklerle aktarılmasıdır. Nedensiz ve Niçinsizdir. İyi örnekler olmadan bunu aktarmak mümkün değildir. Bu anlamda aile, çok büyük önemi olan bir topluluktur. Çocuğa terbiyeyi örnek davranışlarla aktaracak ilk eğitim yeridir. Peygamber efendimiz anlatmadan önce, örnek davranışlarıyla toplum tarafından kabul gören yüce bir insandı. Öyleyse diyorum ki; Konuşmayı bırak, örnek olmaya bak… Terbiye temsille mümkündür. İnsanların, özellikle de gençlerin, imanlarını, var olan çarpık, bozuk, yanlış temsillerle hâlâ koruyabilmesi büyük bir başarıdır. Aramızda yürüyen çığlıklar var. Başı örtülü olduğu halde veya dini kurumlarda eğitim gördüğü halde deist olan nice gençler var. Bu toplumsal anlamda çakılma noktasına geldiğimizin göstergesidir.



Talim: Nedenli bir bilgidir. Ortalama toplumsal bilgiyi nesillere aktarmadır. Terbiye, toplumun mensupları tarafından verilebilir. Talim ise herkes tarafından verilebilir. Bilgi, neden ve niçin sorularının cevaplandırılması ile aktarılır. Okullar bu bilgiyi topluma kazandırabilir. Var olan okul sistemi içerisinde yaratıcı bir bilgi beklemek mümkün değildir. Çünkü bu sistem içerisinde, yaratıcı bilgi üretmek planlanmamıştır.

Te’dib: Edep, iki şekilde anlaşılması gerekir; 1.Terbiye ve talimin uygulanmasıdır. 2.Yaptığı işte asgari bilgiye sahip olmak demektir. İnsanın başında bulunduğu işin hakkını vermesidir. Edep estetikle de ilgilidir.

Kişilik, topluluk içinde kazanılır. Benlik de orada inşa edilir. Benliğimizi terbiye bize verir. Kimliği ise toplumdan alırız. Bu anlamda toplumsal değerlerin oluşması önemlidir. Nitekim Büyük Selçuklular ortak bir akıl bilgi ve vicdanın oluşması için sistematik medreseyi kurdular. Çünkü anlam dünyası müşterek olmayan toplumların kimlik bilinci oluşmaz.


 

İnsanın zatını mukavvim hale getirmek zorunludur.
Bugün emri bil maruf yapamıyoruz. Çünkü anlam dünyamız gün geçtikçe göreceli hale geliyor. Kimliğimiz parçalanıyor. Bununla yüzleşmek zorundayız. Ortak akıl, vicdan ve değer dünyası oluşmalıdır. Ancak bunları inşa etmek de yeterli değildir. Kendilik inşa edilmelidir. Yani insanın kendi zatını inşa etmesi… Özne durumuna gelmek, özneler yetiştirmek gerekir. Özne olmak, “Ben varım!” bilincine ulaşmaktır. Çünkü Amentü bir özne –zat eylemidir. İnsanın zatını mukavvim hale getirmek zorunludur. Eğer, müslümanlar yeni bir meydan okuma gerçekleştirmek istiyorlarsa, zatı yeniden inşa etmelidirler. İslam ferdi yetiştirdiği zaman meydan okuyabilir. Amentü bilinçli ferdin, bilinçli tercihi ve eylemidir.

Kadim insan mutlak determinizmine mahkum olduğunu düşünüyordu. Bu durum, Yunanda Trajediyi ortaya çıkardı. Bu mahkum insandır. Mutlak kadercidir. Hristiyanlık determinizmi kabul eder ama sadece Tanrı’nın bunu değiştireceğine inanır. Tanrı da oğlunu göndererek mazlum insanı ortaya çıkardı. İslam bunlara, meydan okumadır. İslam trajediyi reddeder. O, miraçla insanı Tanrı’ya doğru yükseltir. Yani, muhatap, mükellef, mes’ul bir zat inşa eder. Muhatap kabul edilen insan, yükümlü kılınmıştır. Bu yükümlülüklerinin sonucunda da sorguya çekilecektir. Kendisine verilen mükellefiyet dağların bile kabul etmediği emanettir. Bu emaneti, bihakkın taşımakla mesuldür. Ve bundan dolayı da sorgulanacaktır. Zatı inşa olunmuş bir kişilik bu emaneti taşıyabilir. İdrak sahibi insan yani kendinin bilincinde olan insan…

Tüm varlık bize yüklemdir. Biz zatı zayıflatıyoruz. Tahkiki eylemi bilinçle yapmalıyız. Bizler sürü değil, zat yetiştirmeliyiz. Zatı inşa edemediğimizden yapılan hataları ötekine veya şeytana yükleme kolaylığına kaçıyoruz. Hatayı şeytana yüklemek insanın kendisine saygısızlığıdır. Öyle bir noktadayız ki duraksamadan komplo teorileri üretiyor suçu hep emperyalistlere atıyor, hiçbir sorumluluğu kabul etmiyoruz. Geri çekilerek ne kadar korunabiliriz ki? Aklı ve medeniyeti işgal edilmiş bir coğrafyanın sahibi olmanın ne kıymeti olabilir?
Eşhedu ifadesi, insanı özneleştirir.

Eşhedu ifadesi, insanı özneleştirir. Anlamaya ve yüklenmeye mahsus hale getirir. Allah’ı gayb olmaktan çıkarır. Şah damarından daha yakın hale getirir. İnandığını müşahede ettirir. Eşhedu canlı şahit olmaktır. Allah’a inanmayı marifet saymamalı onu bilmeliyiz. İnsanı bu bilinçli bilgi ile yönlendirmeliyiz. Zatı ile kaim olan insanı, böyle insana ihtiyacımız var.

İslam tarihinde Hz. Muhammed (S.A.V) Hz.Ömer ve İmam Gazali zat inşasının en büyük örnekleridir. Bizler, helvadan tanrı yapan cahiliye dönemi insanları gibiyiz. Zatını inşa etmeyen ve menfaati gereği tanrısını yiyen cahiliye insanı…

Maalesef, İslami yapılanmaların öncüleri doğru bir örneklik sergilemekten çok uzaklar. Zatı ile kaim müdrik bir insan yetiştirmek yerine kendi kümeslerine tavuk yetiştiren horozlar gibidirler. Bizler tevhid inancının mensupları olarak bu kümesleri dağıtmalıyız. Alimlerimiz iktisadi, içtimai ve siyasi ilişkiler içinde olmamalıdırlar. Özgünlüklerini kaybedenler, insanı yönlendiremezler.

Metafizik çanağı olmayanlar başka çanakların yalayıcısı olurlar. Bizler metafizik-manevi yönümüzle dünyanın umudu olabilecek bir inanca mensubuz. İnsanlığa verebileceğimiz perspektif inancımızda mevcuttur. Ancak amentümüzü inşa ettiğimizde bunun mümkün olabileceğini unutmamalıyız."

Program dinleyicilerin sorularına verilen cevaplardan sonra Enderun Ozgun Egitimciler dernegi baskani Hasan Uyar ' in İhsan Fazlioglu' na hediye takdimi ile sona erdi.





Yoğun bir katılımın olduğu program İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğr. Görevlisi İhsan Fazlıoğlu’na takdim edilen hediye ile sona erdi.




Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!