Medeniyet TV

Sosyal Ağ

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

camideyiz.biz

Yeni Anket

Yapay Zeka Çağı Endüstri 4.0 ve Son

Editör

03-02-2017

Yapay Zeka Çağı Endüstri 4.0 ve Son
Bir dönüm noktası olarak buharlı makineler.
1712 yılında ilk pistonlu buhar makinesini geliştiren Thomas NEWCOMEN nasıl bir çığır açtığının belki farkında değildi. Kısa süre sonra James WATT tarafından daha verimli hale getirilen buhar tribünü üretim sanayinin vazgeçilmez unsuru oldu. İnsanoğlunun yaşam serüveninde tarımın belirleyici olduğu dönemden sanayinin belirleyici olduğu döneme geçiş buhar makinesiyle gerçekleşti. 


 
Sanayi devriminin en büyük sembolü olan buhar makineleri günümüzde insanlık tarihinin yaşadığı sosyo-kültürel değişimin tanığı olarak müzelerde ziyaretçilerini bekliyor. Avrupalı denizcilerin daha önceden başlattığı coğrafi keşifler ve bu keşiflerin sonucunda diğer kıtalardaki zenginliklerin Avrupa’ya taşınması sanayi devrimini hazırlayan itici güç olmuştur. Buhar makinesinin üretim süreçlerinde kullanılmasıyla başlayan bu büyük kırılma 1. Endüstri Devrimi olarak adlandırılmıştır. 
 
Birinci endüstri devrimiyle birlikte önceden tarım, hayvancılık ve el sanatlarına dayalı toplumsal yapı yerini fabrikalarda çalışan işçilerin oluşturduğu yeni bir toplumsal yapıya bırakmıştır. Bu süreçte kentlere akın eden kitleler birçok problemlerle karşılaşacak, teknolojik gelişmenin pozitif yönü insan yaşamına aynı ölçüde etki etmeyecektir. Charlie CHAPLIN Modern Zamanlar filminde makinelerin avanağı haline gelen bir işçinin yaşadığı buhranı trajikomik şekilde anlatır. 

 
Endüstri Devrimi daha az emekle daha çok ürün alınmasını sağlayarak toplumun zenginliğini genel olarak arttırsa da bu zenginlik toplumda eşit şekilde dağılmamış, sermaye sınıfının kurduğu kapitalist yapı burjuva ve işçi sınıfı arasında çatışmaya sebep olmuştur. Bunun en önemli nedeni işçi ile patron arasındaki kazanç farkının gittikçe artmasıdır. Kapitalizmin getirdiği sosyal adaletsizliğe karşı birçok düşünür çözüm arayışına girmiş diyalektik materyalizmin ürünü olan komünist ve sosyalist doktrinler ortaya çıkmıştır. 

 
İnsanoğlunun sınırsız potonsiyeli.
1850 yılında Londra’nın Regent Sokağında yürüyen Karl MARX bir sergide gördüğü elektrikli lokomotiften çok etkilenir. Bir süre stant önünde durup modele bakan MARX gelecekte buharlı makinelerin yerini daha gelişmiş elektrikli makinelerin alacağını tahayyül ederek insanoğlunun progresisf potansiyelinden heyecan duyar. 

 
Nikola TESLA ve Thomas EDISON gibi elektrik dâhilerinin yaptığı çalışmalar hızla sonuç verecek elektrik, sanayinin ve günlük hayatın vazgeçilmez bir unsuru olarak yerini alacaktır. Elektrik enerjisinin kullanılmasıyla daha verimli makineler yapılarak üretim süreçleri daha da hızlanacaktır. Yine elektrik teknolojisinin gelişmesiyle insanların günlük yaşamlarını kolaylaştıracak cihazlar üretilmeye başlanacaktır. Buhar enerjisinin yerini elektrik enerjisine bırakması 2. Endüstri Devrimi’ne kapı aralayacaktır.


 
Elektrikten elektroniğe geçişin büyülü gücü.
Elektriğin bir çeşidi olan doğru akımın disipline edilerek elektroniğe dönüşmesi ve manyetik alanın kullanılması günümüzün bilgisayar teknolojisine ait ilk ürünleri ortaya çıkardı. Radyo dalgalarının, uyduların, telefonların ve en nihayetinde internetin devreye girmesiyle iletişim baş döndürücü bir hiza ulaşacak ve dünyamız küçük bir köye dönüşecektir. İletişimin bu kadar hızlı hale gelmesinin ve insanların dünyanın her yanından haberdar olmasının oluşturduğu sosyolojik duruma, küreselleşme adı verilecektir.

Bill GATES ve Steve JOBS gibi mikro işlemci yazılımcılarının damga vurduğu yüzyılımızda bilişim teknolojisinin hangi noktalara varacağını kestirmek bir hayli zor gözüküyor. İletişim teknolojisinin gelişmesi ve üretim süreçlerinde bilgisayarlı otomasyon sistemlerinin kullanılması 3. Endüstri Devrimi olarak tarif edilmiştir. 



Karar verme süreçleri yapay zekalara bırakılıyor.
Bilişim dünyasında yaşanan gelişmeler, akıllı üretim süreçleri ve yapay zekâ uygulamaları insanoğlunu başka bir dönüm noktasına getirdi. 4. Endüstri Devrimi diyeceğimiz bu süreç Endüstri 4.0 kavramsallaştırmasıyla karşımıza çıkıyor. Üretim süreçlerinde insan yerine karar verebilen yapay zekâlı robotların devreye girmesi Endüstri 4.0 kavramının ana mantığını oluşturuyor. 
 
Üretim süreçlerinde optimum verimliliğin sağlanacağı iddia edilen Endüstri 4.0 döneminde modüler yapılı akıllı fabrikalar kuruluyor. Bu fabrikaların üretim bantlarında bulunan cihazlar birbirleriyle haberleşerek ortaya çıkan hatalara kendileri çözüm üretiyor. Makinelerin birbiriyle haberleşerek çözüm üretmesi insanoğlunun devreden çıkması anlamına geliyor. Endüstri 4.0 teknolojisine uygun yapılan ilk örnek fabrikada hiç insan çalışmıyor. 


 
Endüstri 4.0 ile birlikte yeni ürünlerin pazara sunma süresi %50’ye varan oranlarda azalması öngörülüyor. Yine %70’e kadar enerji tasarrufu sağlanırken sıfır hatalı üretim sürecinde mühendislik giderlerinin %30 azalması hedefleniyor. Endüstri 4.0 ürün geliştirme, dijital pazarlama, ihtiyaçların önceden belirlenmesi, yeni iş süreçlerinin oluşturulması noktalarında yüksek hıza ulaşmayı amaçlıyor.
 
Endüstri 4.0 kavramı ilk olarak neden Almanya'da ortaya çıktı?
Avrupa’nın en güçlü sanayi ülkesi Almanya tarafından ilk olarak ortaya atılan Endüstri 4.0 kavramı henüz yeni bir söylem olup halen çeşitli platformlarda tartışılmaktadır. Bazı spekülatif söylemlere göre endüstri devriminin üçüncü aşamasında atıl kalan Almanya’nın Amerika'dan rövanş almak için Endüstri 4.0 kavramını ortaya attığı iddia ediliyor. 



 
Devletlerin teknolojik üstünlüğü ele geçirmek için kıyasıya yarıştığı günümüzde Almanya bu teknoloji savaşında psikolojik üstünlüğü ele geçirerek kendi bilim adamlarını motive etmek istiyor olabilir. Her ne kadar bu gibi spekülatif tartışmalar yapılsa da insanoğlu Endüstri 4.0 döneminde kendi eliyle ürettiği makinelerin esareti altına girecek gibi gözüküyor.

 

 
Birinci sanayi devriminden başlayarak Endüstri 4.0 sürecine kadar teknolojik gelişmenin her aşamasında insan faktörü biraz daha devreden çıkmaktadır. Geldiğimiz noktada insanın karar alma sürecinden çıkarak onun yerine yapay zekâların devreye girmesi durumuyla karşı karşıyayız. Person of Interest filminde olduğu gibi yapay zekâların birbiriyle savaştığı ve insanoğlunun makinelerin savaşında figüran-asker konumuna düştüğü bir noktaya doğru hızla ilerliyoruz. 


Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Hasan
    12-02-2017

    Yazının son kısmına kadar olan kısım genel bir analiz içeriyor bu analizleri genel olarak endüstrinin evrimi başlığı altın da anlıyoruz ve genel kabul veya bakışta bu yönde zaten Yazının son bölümündeki yargıya zemin hazırlamak açısında yazılan bu bolumun varılan yargı ile ilişkisi çok kuvvetli görülmüyor Daha doğrusu son bolum biraz aceleye gelmiş veya üzerinde fazla kafa yorulmamis gibi duruyor. Zira insanin mi makinelerin esiri olacağı yoksa insanin daha ust (azgın) bir benliğe mi evrilecegi veya mevcut doğal kaynakların bu üretim hızına dayanamayıp insan oğluna acizligini mi hatırlayacağı hususu üzerinde farklı teoriler üretilebilir. Ben şahsen yaratılmış olan biz insanların kendimizden daha ustun bir varlığı var kılabilcegimizi düşünmüyorum. Bir insan en fazla kendisi kadar akilli bir varlığı var edebilir ki bence insan oğlu şuan itibari ile henüz kendi sınırlarının bile çok uzağında. Bu arada su aralar yeni bir kitap çıktı belki duymuşsundur onun ile ilgili bir röportaj var bir bak istersen http://www.diken.com.tr/homo-sapiensin-yazari-harari-gereksizler-diye-yeni-bir-sinif-doguyor/ Selam ve dua ile

  • İsmail
    11-02-2017

    Önemli bir konuya değinmişsiniz. Yalnız "ne yapabiliriz" dye sordum yazıyı okuyunca. Bu yeni endüstri trenini yakalamaya mı çalışmalı yoksa bu dalgadan uzak durup olumsuz sonuçlarına karşı önlem mi almalı? Asıl konu sanırım bu.