Medeniyet TV

Sosyal Ağ

 

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

camideyiz.biz

Yeni Anket

Merhametini Yitiren Çağ

Editör

02-03-2018

Merhametini Yitiren Çağ

Merhamet duygusunun kaybolduğu bir çağda yaşıyoruz. Bireyselliğin ve bencilliğin her türlü ahlaki ilkenin önüne geçtiği günümüzde insanoğlu kendi sevinçleri için başkalarının çığlıklarına kulaklarını tıkıyor. Daha çok kazanma, daha çok biriktirme, vahşi yaratıklar gibi güç elde etme yarışı insanların vicdanlarını berhava ediyor.

Kapitalizmin acımasız kuralları, emperyalizmin kanlı pençeleri insanlığı teslim almış durumda. İnsanoğlu hiç bu kadar hazza ve güce tamah etmemişti. Fedakârlık, acıma, infak, adalet ve vefa duyguları çoktan uçup gitmiş gönlümüzden. İnsan, insanın kurdu olmuş ve kanlı bir kör düğüşün içinde acımasızca birbirini kemiriyor.

Modern zamanlarda hedonist zihnin azmanlaştırdığı insan, arzularını tatmin etmeyi en temel hak olarak görüyor. Başkalarının hukukunu dikkate alarak yaşama diye bir düşüncesi olmadığı için toplumsal kuralları özgürlüğün önündeki en büyük engel olarak değerlendiriyor. Popüler kültürün modern araçları bireylere, “istediğini yap, dilediğini yaşa” felsefesini en büyük mutluluk aracı olarak servis ediyor. Toplumumuzu ifsat eden gösterişli zehirler, sanat ve iletişim kanalları kullanılarak insanımıza zerk ediliyor. Televizyon dizileri, yarışmalar ve filmler bizim ruh iklimimizi alabora edecek şekilde tasarlanıyor.

Her fırsatta kadına uygulanan şiddete karşı olduğunu söyleyen modern elitler, kadını kapitalist sistemin tüketim aracı olarak kullanmasına ses çıkarmıyorlar. Reklamlarda, fuarlarda ürün satmak için kullanılan kadın ve çocukların sinsice istismar edildiğinin farkında değiller. Toplumda müstehcenliğin sıradanlaşması için gayret sarf eden çağdaşlar; ancak psikolojisi bozuk, sapık kişiliklerin eylemlerine zemin hazırladıklarını elbette kabul etmeyecekler.

Bardağın boş tarafından bakınca insanlığın koşar adımlarla kıyamete doğru sürüklendiğini görüyoruz. Binaların çoğaldığı, insanların daracık alanlarda birbirlerinden kilometrelerce uzakta yaşadığı zamanlara erdik. Eskilerin ahir zaman dediği günümüz şartlarında insanlığa yeniden diriliş muştusu vermesini ümit ettiğimiz âlim ve bilge insanların sözleri de katılaşmış kalplerimizdeki yaralara merhem olmuyor.

Son günlerde ülkemizde gündeme gelen kadına şiddet ve çocuk istismarı haberlerini okuyunca toplum olarak yuvarlandığımız çukuru düşünüp ruhumuz daralıyor. Rahmet elçisinin ahlakıyla yoğrulan, O’nun varisi nice kutlu insanın iz bıraktığı bu topraklarda cahiliye döneminden daha feci haberleri duymak insanın içini acıtıyor.

“Yaratılanı sev yaratandan ötürü” felsefesini şiar edinerek insanlara, hayvanlara, bitkilere, dağlara, taşlara Allah’ın (c.c.) emaneti gözüyle bakan zihin dünyasını hangi ara yitirdik. Rahman, Rahim ve Rauf olan rabbimizin tecellisiyle süslenen gönüllerimizdeki merhamet duygusu nereye buharlaşıp gitti. Kadınlarımız bizlere rabbimizin emanetiyken, cennet meyvesi çocuklarımız evlerimizin en kıymetli süsüyken hangi hoyrat ellerle kutsal emanetlere ihanet eder olduk.

Yapılan araştırmalar dünyanın her yerinde bölge, kültür, eğitim düzeyine bakılmaksızın kadın ve çocuk istismarı oranın yüksek olduğunu gösteriyor. Ancak İslam toplumlarında bu tür hadiselerin çok eleştirdiğimiz batılı ülkelerdeki gibi yüksek olmasını nasıl izah edeceğiz? İnsanlığın kurtuluşu İslam’a bağlıysa ve İslam’ı insanlığa Müslümanlar ulaştırılacaksa bu olumsuz manzara ile davet sorumluluğumuzu nasıl yerine getireceğiz?

İnsanlığın ortak sorunlarından biri olan şiddetin bizim topraklarımızda bu kadar yaygın olmasının elbette bu satırlara sığmayacak kadar çok nedeni var. Ancak bizler en yakınlarımızdan başlayarak toplumumuzda adalet ve merhamet duygularını yeniden yeşertmek için gayret göstermeliyiz. Merhamet duygumuzda meydana gelen aşınmayı tamir etmek için anaokulundan başlayarak üniversiteye kadar süren eğitim döneminde öğrencilerimizin ruhlarına sevgiyi, saygıyı, acıma ve adalet duygusunu nakşetmeliyiz.

Modern zamanların metal dişlileri arasında kaybettiğimiz merhameti yeniden bulmak zorundayız. Âlemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamberin ümmeti olduğumuzu yeniden hatırlamalıyız. Kendisine seslenildiği zaman tüm bedeniyle dönen, kendi söküğünü kendisi diken, ev işlerinde hanımlarına yardım eden, kuşu ölen bir çocuğun yanına oturup onu teselli eden, gözleri görmeyen bir kadının elinden tutarak istediği yere kadar götüren rahmet peygamberinin ümmetinin bu kadar savrulması kabul edilemez.

Peygamber efendimiz (s.a.v), “Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki gökyüzündekiler de size merhamet etsin” diyerek tüm yaratılmışlara merhamet etmemizi emrediyor. Bu nedenle merhameti kuşanan bir Müslüman, yeryüzünde yapılan zulümlere duyarsız kalamaz. Dünyayı yeniden güzelleştirecek olanlar, gördüğü kötülüğü eliyle, diliyle ve kalbiyle düzeltecek olanlardır.
 



Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!