Sosyal Ağ

 

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

Medeniyet TV

Yeni Anket

Neler Oluyor?

Kemal ÖZDEN

14-08-2018

Neler Oluyor?
Öncelikle belirtmek gerekir ki, bugün gerek ülkemizde ve gerekse dünyada yaşanan finansal krizlerden çıkışın; alternatif bir ekonomik model olmadan gerçekleştirilemeyeceğini söyleyelim. O yüzden burada yapacağımız tahliller ve alınabilecek tedbirler, mevcut ekonomik sistem içinde anlamlı ve palyatif tedbirlerdir. Makro düzeyde yapısal sorunlar karşısında mikro ekonomik tedbirlerin etkisi de ancak mikro düzeyde olacaktır.

Şunu unutmamak lazım; küresel kapitalist sistem gerçek yüzünü gösteriyor. Oyun kurucular sistemde arıza çıkaran ve kuralları değiştirmek için –dikkat edin bir hamle yapan değil- niyetini belli eden her yapıyı en şiddetli şekilde cezalandırıyor. Cezalandırılanın dini, etnik kimliği, milliyeti vb. önemi yok. Kapitalist sistem sadece mağdurlar üretiyor. İnsanları yoksulluk ve yoksunluk ile tehdit ediyor.

Mülkün tek sahibi olan Allah (c.c.) yaşanan krizi -eğer aklımızı kullanırsak- bizler için hayırlara tebdil edebilir. Yaşadığımız sıkıntılar karşısında vahyi doğru okuyabilirsek bu durum Müslümanlar için bir huruca vesile olabilir. Gereksiz bir hamaset yapmak için söylemiyorum bunları. Ama çok çalışarak insanların kahir ekseriyetinin memnun olacağı bir yapı kurmak mümkün. Milletlerin yüz yıllardır aradığı özgürlük, adalet, merhamet esaslı reçete neden olmasın. Mevcut sistem yıkımdan başka bir şey vaat etmezken daha insani olana rağbet neden olmasın?

Şüphesiz bu reçete acıdır, ağırdır, fedakârlık ve feragat gerektirir. Topyekûn verilmesi gereken bir mücadeledir.

Hedef, küresel sermaye gruplarının bir şekilde üçüncü dünya savaşını çıkarmak istemeleri ve bu vesile ile devletlerin tasfiyesini başlatmaları planını içermektedir. Küresel hegemonyaya karşı direniş çok geniş çaplı/tabanlı/katılımlı olmalıdır. Sadece milli/dini/etnik temelli değil, mağdur edilen tüm toplumlar ile birlikte verilebilecek direniş ile kazanılabilir.

Küresel kapitalist sistem eviriliyor. Artık hedefte devletler var. Corporal (şirket feodalizmi) döneme girmek üzere olduğumuzu idrak edelim. Artık devletlerin sunduğu hukuk, kişisel mülkiyet, serbest teşebbüs vb. kavramların hiçbir karşılığı olmayacak. Küresel şirketler insan hakları konusunda eskiyi mumla aratır hale getirecek. Bu söylediğimi deli saçması olarak görebilirsiniz; ama iddiam şu ki dünya nüfusunun azaltılması için ciddi bir eliminasyon çok yakın. Bunun adı 3’ncü Dünya Savaşı. Kendinizi sebebi olmadığınız ve anlam veremediğiniz bir savaşın içinde bulmak üzeresiniz.

Yusuf Aleyhisselam kıssasının rüya kısmını ve Hz. Yusuf’un bu rüyayı tabir ederek Mısır’ı ne konuma getirdiğini unutmayalım. Az evvel yazılanlar biz Müslümanlar için bu krizin neden bir huruca dönüştürülebileceğinin en somut örneğidir. Yaşanan olayda bugün için olmayan tek bir taraf var. Rüya gören bir Kral. Oysa yaklaşan krizin tüm belirtileri kurumsal olarak mevcuttu. Bizim eksiğimiz bu gerçekliği Hz. Yusuf gibi okuyabilecek bir basirete sahip olmamamız.

Özellikle mevcut sistem içinde bir şekilde sermayeyi elde eden Müslüman kimlikler de mevcut durumdan çok rahatsız değil dikkat ederseniz. Bu savaşın din temelli bir savaş olmadığını bu yüzden de söylüyorum. Artık savaş Onurlu insanlarla, her şeyini para için satabilecek onursuzlar arasında. Venezüella devlet başkanını sevmedik mi? Filistin meselesindeki duruşu, halkı Müslüman olan birçok ülke yöneticisinden daha onurlu değil miydi? Hâlbuki itikadi olarak birbirimizden çok uzak olmamız lazım.

Yusuf Aleyhisselam’a geri dönelim. Kıssa malum. Bolluk günlerinden sonra kıtlık günlerinin geleceği ve bu dönemde yapılacak tasarruf ile hem krize karşı güçlü bir duruş hem de diğer milletlere karşı sağlanacak bir üstünlük. Tabii ki Allah’ın peygamberi adalet temelli olarak bu üstünlüğü asla diğer milletlerin sömürüsünde kullanmamıştır. Buradan bir ders çıkarmak lazım kanaatimce.

Şimdi sizlerle sekiz yıl öncesinin bir haberini paylaşıyorum.

“Dolar 1.50 TL’nin altına inmeye başladı. İnsanlar birbirine soruyor: ”Bu gidişle 1 dolar 1 TL olur mu?”

Dikkat edilirse, ”Dolar 1.50 TL’nin üzerine çıkar mı?” diye soran yok.

Sayın R. T. Erdoğan da TİSK Genel Kurul Toplantısı’nda hükümet politikasını açıkladı: ”Değerli Türk Lirası onurumuzdur. Biz paranın değeriyle oynamayız, oynatmayacağız” dedi. Bu durumda kim dolar fiyatının artabileceğini düşünür ki?

Dikkat buyurunuz Merkez Bankası doları 2001 yılından bu yana 9 yıldır 1.50 TL dolayında tutmayı başardı.
Gerçekçi olalım. Bizde “Dalgalı kur sistemi” uygulanmıyor. Gizli “kur çıpası” sayesinde Merkez Bankası doların değerini 1.50 TL dolayında tutmayı sürdürüyor. Kuru sabitlemeyi başarıyor.”

Sizce 2010 yılındaki Türkiye ile 2018 yılındaki Türkiye arasında neler oldu, neler yaşandı da bugün yaşadığımız döviz krizi patlak verdi. Bunun ekonomi bilimi ile açıklanacak rasyonel bir cevabı yok. Birçok ekonomik verinin geçmişe göre çok daha iyi olduğu bir zamanda bu krizin ekonomik koşullardan olmadığını hepimiz biliyoruz.

Öyleyse ne yapmalı? Alınacak tedbirler neler olmalı?
Alınacak tedbirlerin başında makro ekonomik – yapısal tedbirler var ki bu devletin işi. Türkiye Cumhuriyeti gerek kendi iç dinamikleri gerekse söz konusu küresel ekonomik sistemin mağdurları ile birlikte hareket ederek alabileceği maksimum tedbiri almalı. Alacağına da inanıyoruz.
Bizler; sabit gelirli, azıcık işi olan küçük esnaf ve iş insanları, serbest meslek erbabı, çiftçi, işçi, emekli. Biz ne yapmalıyız?

Yusuf Aleyhisselamın tavsiyesine kulak verelim.

1. İhtiyaçtan fazlasını başakta bırakmak. Yani tasarruf. İsraftan kaçınmak. Gereksiz harcamalardan uzak durmak.

2. Yeni borçlanmalardan uzak durmak.

3. Döviz borcu olanların en kısa zamanda borcunu ödeyecek imkân ve kaynak bulması. Gerekirse arabanızı satın. Tüm belediye otobüsleri, toplu taşıma araçları sizin.

4. Tatil, tüketim harcaması gibi geri dönüşü olmayan masrafları ertelemek. Mümkünse tüketim harcamalarını en aza indirmek.

5. Eğer işletme sahibi iseniz açık pozisyonlarınızı hızla kapatmalısınız. Karşılığı olmayan bir ödeme aracı düzenlemeyin. (Çek, Senet vb.)

6. Elinizdeki varlıkların likit özelliğini artırın. Yani kolay paraya çevrilebilmesine olanak sağlayın.

7. Aşırı sabit kıymet yatırımı varsa zarar olup olmadığına bakmadan elden çıkarıp öz kaynak geliştirin.

8. Şirketinizin kaynak yapısını aşağıdaki şekilde yapılandırmaya özen gösterin.
• Öz kaynak %30 (minimum)
• Uzun vadeli yabancı kaynak (%40 öz kaynak alternatifi – vadesi bir yıldan uzun)
• Kısa Vadeli Yabancı Kaynak (%30 – maksimum – vadesi bir yıldan kısa)

9. Sahibi olduğunuz işletmenizin gerçekliği ile uyuşmayan lüks yaşantınız varsa bu durumu derhal sonlandırın. Başka bir deyişle işletmenizin size ödeyebileceği tutardan fazla işletmeden para çekmeyin.

10. Mütevazi yaşamı sadece kriz zamanı değil, her zaman yaşamınızın merkezine koyun.

11. Allah yolunda infaktan asla vaz geçmeyin. Bu berekettir. Duadır. Sadaka belayı def eder.

12. 300.000 liralık arabaya binmek zorunda değilsiniz. 150.000 liraya da aynı konforda binilecek araba bulabilirsiniz.

13. Dayanışma çok önemli. Hazine ve Maliye Bakanlığı dün (09.08.2018) itibariyle kamu kaynaklarının daha etkin kullanımı için kamuya ait tüm kurum ve kuruluşlar ile bunlara bağlı şirketlerin, ortaklıkların fazla fonlarını Tek Hazine Hesabında toplama kararı aldı. Bizler de ticaret yaptığımız tüm tedarikçi, ortak, üretici vb. zincirin halkaları ile zorluğu birlikte göğüslemeli ve yardımlaşarak bu zorluklardan çıkmalıyız. Benim için ihtiyaç olmayan bir varlık Müslüman kardeşim için çok zaruri olabilir. Cenabı Allah birbirine yardım ve kolaylık gösteren, karz-ı haseni tatbik eden mü’minleri muhakkak hem bu dünyada hem ahirette mükâfatlandıracaktır.

14. Mümkün mertebe istihdam ettiğimiz kardeşlerimizin çalışmalarının devamı için gayret gösterelim. İşten çıkarma alınacak bir tedbir gibi görünse de toplumsal yıkım etkisi çok ağırdır. Unutmayalım ki bizim işletmemizde üretilen mal ve hizmet de sonuç olarak birileri tarafından tüketilmekte. Eğer herkes çalışanını işten çıkarma yoluna giderse bir süre sonra sende ürettiğini satamaz duruma gelirsin.

15. Doğru ve rasyonel bir stok yönetimi yapmak. Bu konuda bilimsel birçok yöntem var. Paranın doğru kullanılması kadar, optimal stok yönetimi de çok önemli ve değerlidir.

16. Personel çıkarmamaya çalışalım. Ama işe alımlarda da dikkatli olalım. Görev tanımı çok önemli. Benim gibi serbest meslek erbabı için gerekirse kolları sıvayıp tekrara sahaya inmek gerekiyorsa ineceğiz. İşletmemizde birden çok gizli işsiz olalım.

17. Personelimiz ile içinde bulunulan zor durumu paylaşıp çıkış yolunu birlikte bulmaya çalışalım. En değerli fikirler bizzat işi yapan ara yöneticilerden çıkar. Bunu unutmayın.

18. Ülkemizde temel sorun kriz gelmeden gelecek risklerin yönetilmesi ile ilgili bir aksiyon alınmamasıdır. Oysa kurumsal yönetim sistemi işletmeler açısından riskleri tespit edip buna ilişkin tedbirlerin zamanında alınmasını ön görür. Bu çerçevede hisse senetleri borsa da işlem gören şirketler için Riskin Erken Teşhisi Komitesi kurulması zorunludur. Şirketler açısından risk kavramı;
a. Finansal Risk (Kur, Türev, Faiz, likidite, sermaye vb.)
b. Operasyonel Risk (fiyatlama, müşteri memnuniyeti)
c. Stratejik Riskler (piyasa şartları, vb.)
d. Dış Çevre Riskleri (politik, hukuki riskler vb.)
Şeklinde sınıflandırılır.

Son olarak şunu ifade etmek isterim. Bazı kardeşlerimiz neden sabit kura geçmiyoruz, doları sabitleyelim olsun bitsin diyebilirler. Türkiye’ye göre çok az gelişmiş ülkelerin para birimlerinin bizden çok daha değerli olmasını yadırgayabilirler.

Bu kardeşlerimize mevcut ekonomik sistem içinde sabit kur rejiminin modası geçmiş bir ekonomik sistem olduğunu, paranın aşırı değerlenmesinin ülkelerin çıkarından çok zararına olacağını, ülke içinde faiz ve enflasyonu artıracağını, ihracatı azaltacağını, büyümeyi negatife dönüştüreceğini, dövizin sabitlenmesi durumunda diğer ülkelerin mal ve hizmetleri ucuzlayacağından ülkede üretimin sona ereceğini, tamamen İthalata bağımlı hale geleceğimizi, kaldı ki dövizi sabitleyecek kadar elde döviz bulunmadığını (Haziran 2018 itibariyle Merkez Bankasında döviz 28 milyar usd’ye gerilemiştir. Bu tutara altın ve diğer döviz cinsi menkul kıymet ara​çları dahil değildir. Verileri merkez bankası sitesinden teyit edebilirsiniz) bildirmek isterim.

Kardeşlerim, çoğunlukla bildiğiniz şeyleri tekrarladım. Hepiniz az veya çok bir bütçe yönetiyorsunuz. Küçük veya orta ekonomik bir çevremiz ve çerçevemiz var. Amacım sadece yaşanan bunca olağan dışı hareketliliklerin normal olmadığını, buna karşı esaslı bir duruş, güçlü bir yardımlaşma, akıllıca tedbirler ve doğru bir yönetim sergilememiz gerektiğini hatırlatmak içindi.

Tüm insanlığın huzur ve selameti için adalet ve hakça paylaşım esaslı bir ekonomik modeli çalışmak ve insanlığa sunmak zorundayız. Bu sunumun çok kolay olmadığını, hatta savaş sebebi olacağını bilmeli ve ona göre küresel kapitalist sistem ile savaşmadan bu hesabın görülemeyeceğini bilmeliyiz. Bu savaşın tarafları kanaatimce asla etnik bir yapı, bir ulus devlet, dini bir grup olmayacaktır.

Kemal ÖZDEN
İnsan ve Medeniyet Hareketi Genel Başkanı




Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!