Sosyal Ağ

 

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

Medeniyet TV

GENÇ HAREKET

Yeni Anket

Eğitimde Şiddet

Ali EROL

10-04-2019

Eğitimde Şiddet
Gebze Atatürk Anadolu Lisesi Müdür Başyardımcısı Necmettin Kuyucu kardeşimiz, daha önce disiplin cezası almış 11. sınıf öğrencisi tarafından bıçaklanarak ağır yaralanmış, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Saldırıyı kınıyor, öğretmenimize Allah’tan rahmet, geride kalan biri dokuz aylık olmak üzere, üç çocuğuna ,ailesine ve yakınlarına sabrı cemil diliyoruz.
 
Şiddet, ülkemizde toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Gittikçe sevgisiz bir toplum haline geliyoruz. Ailede, okulda, hastanede velhasıl toplumun her kesiminde şiddet gün geçtikçe artmaktadır. Öğrencinin öğretmenine diş bilediği, yumruk sallayıp bıçak çektiği bir ortamda eğitimden söz edilemez. Bu durum tek başına okulun çözebileceği bir mesele de değildir. Ailenin yanı sıra eğitime ve de insana kafa yoran herkesin derin derin düşünmesi gereken bir sorundur. Yetkili kişi ve kurumları sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyoruz. Sadece kınamakla yetinmek, lanetlemek, acımızı paylaşmak yetmiyor. Bir taraftan şiddete karşı caydırıcı müeyyideler alırken diğer taraftan şiddetin kaynağını kurutacak adımlar atılmalı, politikalar üretilmelidir. Bu bağlamda bir kaç önerimizi ilgililerin dikkatine sunmak isteriz.
 
Eğitimcinin Saygınlığı
Peygamberlik mesleği olan öğretmenlik, bugün itibarsızlaştırılmıştır. Önce camide imamın saygınlığı yok edildi sonra da okulda öğretmenin. Topluma yön verecek, kılavuzluk, rehberlik yapacak kişiler hakarete, şiddete maruz kalırsa o toplumun geleceğinden endişe edilir. Bu, bir mesleğin yıpranması değil bir milletin beka sorunudur. Çünkü geleceğimiz olan çocuklarımızı, eğitimcilere emanet ediyoruz. Bindiğimiz dalı kesmeyelim. İmamların ve muallimlerin saygınlığını kaybettiği bir toplumda hiçbir ebeveyn çocuklarından, hiçbir büyük küçüğünden saygı beklemesin.
 
Okul “Çukur”da
İtibar suikastçısı medya, öğretmene şiddete yeterince tepki göstermezken şiddete maruz kalan öğrenci olunca hemen gündem oluşturmakta hatta yargısız infazlar yapmaktadır. Bir meslektaşımızın hunharca katledilmesi alt yazıyla ya da kısa bir haberle duyurulurken, öğrencisinin kulağını çeken öğretmen bir anda ülke gündemine otura bilmektedir. Gençlerimizin rol model alacağı kişiler yıpratılıp gözden düşürülünce bu sefer onlara yeni idoller sunulmakta dizilerde, filmlerde, magazin dünyasında ve internetin karanlık dünyasında. Çukur ya da Kurtlar Vadisi izleyen, papçi ya da kantır oynayan gençlerimiz, okula kalemle değil bıçakla gelmeyi tercih edecektir. Neticede popüler kültür, gençlerimizi özgürleştirme adına, onları tüketimin birer nesnesi haline dönüştürmüştür. Gençlerimiz, özgür olduğunu düşünürken sayısız objenin kölesi olduğunu farkında bile değildir.
 
18 Yaş Miti
Ceza hukukumuz gözden geçirilmeli, modern dünyanın bize dayattığı cezai sorumluluk yaşı olarak kabul edilen 18 yaş sınırı ergenlik dönemine çekilmelidir. Son olayda da olduğu gibi 16 yaşındaki bir çocuk (!) nasıl ölümcül bir darbe vuracağını gayet iyi bilmektedir. Savunmasını da son derece akıllıca yapmaktadır. Çocuk masumiyetine sığınmak, gençlik, delikanlılık dönemini kutsamak suç işlemeyi teşvik etmektedir. Büyükler gibi suç işleyip, çocuklar gibi yargılanmak adil olmadığı gibi onları sahte birer kahramanlar yapar.
 
Eğitim vermek istiyoruz, diploma değil.
Bugün okullar eğitim öğretim yuvaları değil, diploma dağıtılan kurumlara dönüşmüştür. Biz öğretmenlere de bekçilik rolü verilmiştir. Veli’nin, öğrencinin, idarecilerin elinde şamar oğlanına dönen bekçi. Sayısal verileri kutsamışız. Öğrenci, öğretmen, okul, üniversite sayısını artırmakla öğünmekteyiz. Kemiyeti önemsediğimiz kadar keyfiyeti sorgulamıyoruz. Halbuki diplomalı cahiller ordusuyla karşı karşıyayız.
 
Zorunlu eğitimin zorunlu sonuçları
Hiç okulla, okumayla alakası olmayan, gençleri 18 yaşına kadar, zorunlu eğitime tabii tutmakla eğitim seviyesini yükseltmiş olmayız. Tam aksine 30 kişilik sınıfı iki tane problem öğrenci yüzünden “Hababam Sınıfına” dönüştürmüş oluruz. Patlamaya hazır bomba gibi sınıflarda, koridorlarda, pansiyonlarda volta atan bu gençler, okullarımızın güvenliğini tehdit etmektedir.
Her insan ayrı bir dünyadır. Herkesi aynı kalıba sokmaya çalışmak hem bu gençlere, hem ailelerine, hem okumak isteyen öğrencilere, hem öğretmenlerine eziyettir. Okuma eğilimi olmayan gençlerin yeri ilkokuldan sonra iş hayatı vs. olmalıdır. Dolayısıyla 12 yıl zorunlu eğitimden derhal vaz geçilmelidir.
 
Ayrık otlarının diğerlerine zarar vermemesi için cesaretle çaba sarf ederken, kalem yerine bıçak taşımayı tercih eden zorunlu bir öğrenci (!) tarafından şehit edilen Necmettin Kuyucu kardeşime rabbimden rahmet dilerim.
 


Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!