Sosyal Ağ

 

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

Medeniyet TV

GENÇ HAREKET

Yeni Anket

SEVDAMIN ADI ŞEHADET

imh.org

01-03-2014

SEVDAMIN ADI ŞEHADET
Esaretten, bireysel özgürlüğe geçilen bu zamanda; müreffeh hayatı ayağının tersiyle tekmeleyip, mümince bir edayla hayata bakmanın adıdır ''SEVDA''.

Sevdamız Hz. Musa'nın Nili yaran asası kadar diri. Hz. Meryem' in Kudüs sokaklarında ki edebi kadar temiz, Maxmilyan'ın  Diocletian'a Tevhidi haykırdığı günkü gibi taptaze.

Sevdamın adı, Hira ve Sevr.

Çağların ardında milyonlarca yiğidin bağrında büyüttüğü aşk ateşi. Put şehrinden geçerken inadına Davudi sesle ''Lebbeyk'' diyenlerin sesidir.

Sevdamız!

Bugünün karanlık sokaklarında rahmet iklimine açılan ''Nurlu Sedadır.'' 

Lakırdılara, lüzumsuz vakitlere prim vermeyecek kadar inadına sevda yüklü, inadına şehadete hasret; hasret ki her gece: ''işte kavuşma anım bugün.” Bugün toprak rahmet kollarını açacak, kanımın damlalarında toprak damar bulacak. Kinden ve kirden sıyrılmış delikanlılar doğacak. Her biri on beşinde, yirmisinde sakalları tüylenmiş delikanlılar. Beyaz gelinliğine şehadet kanı bulaşmış kızlar.

Ardına, sağına, soluna bakmayan şehadet nöbetçileri kavgamızın adı olacak. Onlar delecek suizan, nemmam, koğucu, kirli sözleri. Yorgun savaşçı olmayacağız ve yorulmayacağız. Ne eski tüfek, ne de umutsuz köhnemişçesine evlerimizde pembe diziler izlemeyeceğiz. Bir günümüz diğer günümüze şahitlik ederken; her saatimiz bir avcı gibi ecrin göz bebeğine vuracak.

Sevdamızın dili, ''İNSAN''

Konuşabilen ve işitebilen her canlı hedefimizdir. Kadın, çocuk, yaşlı, genç, yatalak, beşikte ses duyan bebe... Yorulmak, yıkılmak, tükenmek sözlerini toprağa gömeceğiz. Hamim ve sıcak iklimde ‘Hal Adamı’ olacağız. Kafamızı taşlara vurup yanlış yola girsek te tekrar yolumuzu düzeltecek, bizi yanlışa sokan yolcuya ‘SELAM’ diyeceğiz.

Her yanlış bize doğrunun kıymetini öğretmek için vardır.

Hz. Ali çocukken iman etti, şehadete kadar imanı dipdiriydi. İlk günün namazı, ilk günün gözyaşı ve ‘İzzet pınarı’ işte o onuru hayatın boyunca gözetmeli, düşmanlarını delirtircesine inadına ‘Takva’ zırhını kuşanmalısın. Boş ver sana savaş açan yol arkadaşlarına. Kavgamız büyük ve büyük adamlar koşar bu kavgada. Büyük olduğunu zannedenler sadece ZAN üzere kalırlar ve hayatlarını o şekilde sonlandırırlar. 

Gece şafağa çalarken, dağıtmalısın zifiri karanlıkları, hezeyanlarını. Gün bugündür. Gün yeniden dirilme günüdür. Gün gevşemiş ve bulanmış sözlerden sıyrılıp ‘Benim Sevdam’ demenin günüdür. Okul bahçeleri, sokak köşeleri, makine başları, oturan ve kalkanların yürekleri senin sevdanın iziyle ışık bulmalı, meşale yakmalı.

Durma! İşimiz çok. Çok insan kazanmalıyız. Sarp geçitlere selam ver ve yolunda asla engel tanıma.

Bulunduğun çağa şahit olacak ve sevdanla şehadete ulaşacaksın. Şehit olamasan da şehitler gibi yaşayacaksın.

Bazen Saraçhane Meydanında, en ön safta avazının çıktığı kadar (TEKBİR) getirecek ve yüreğindeki patlamaya hazır volkanı yumruğunla göğe kaldıracaksın. Bazen de ‘HAL EHLİ’ olacak meydanda zikre dalacak, kıyama duranlarla saf tutup gökteki ayı ve yıldızları kıskandırırcasına dostlarınla duaya duracaksın.
Şehadet!

Yoldur, umuttur, azıktır.
Suriye mektebinde sırtına dostun hançeri gelse de, ayağından kurşunlansan da, işkence hanelerde gözbebeğinden elektrik bağlansa da gene hayata direnişçi bir edayla bakacaksın.

Şehadet ve şahit olmak

ALLAH uyarırken elçisini “Ey örtüsüne bürünen! Kalk ve inzar et.''

Şahitliğin ilk merhalesi uykudan uyanmaktır. Silkelenmektir. Kazanacağı insanın koluna girip dertlenmektir. Onun acısına merhem olup reçete sunmaktır. Hocalık, ağabeylik, ablalık yapmaktır. Onu sadıkların safına katmaktır.

Hayata şahit olanlar yalnız izzetli duruş ve şahadet hayalleri kurarlar. Hayali olmayanın ideali olur mu?

Şehadeti romanlarda, satır aralarında arama... Ta yüreğinin derinlerine bak. Orada sana ses verecek eller var. Şahadet parmağını göğe kaldır. Bırak erisin içindekiler, öfke kınından çıksın. Ama olan çocuk körebe oynasın. Eli kalem tutmayan kız kâğıda baksın. İç organları patlayan ananın ağzından kan gelsin. Yatalak adam dik duran yatalaklara baksın. Neye bakarsa baksın, neren patlarsa patlasın ama bu kadim yolda zafiyete uğramayasın. Asla yüreğinde Allah’a karşı isyan kokusu oluşmasın. Sen ki bebelere ninni yerine yiğitlerin türkülerini söyle. Söyle ki bakan körlerin gözleri açılsın. Beton konutları kuşatanlara baharı müjdele. Saraylara hapsolunan sultanları uyandır. Bak göreceksin sabigunların saflarına kimlerin katıldığını. 

Yastığa kafanı koyduğunda acıyan yerlerini dert etme. Yarın ne yapacağına, ne kotaracağına aldırış etme. Beşeri fırsatların peşinde koşma. Dağlara, ovalara, ufka bak. Güneş; koca-koca dağların ardından doğacaktır. Haydi, sen de kalk be kardeşim. Miskinliği, tembelliği, yorgunluktan sızlanmayı bırak.
Bazen müminin hali o haldir ki koskoca metropol şehirlere isyan eder. Sokak ortasında ayakucuna bakarak yürür, otobüs de halka hakkı anlatır. Kerih görüleni uyarır, ateşe düşmektense libasını sımsıkı kuşanır. Kirlenmiş bayraklara selam duranlara karşı derinden ve zengin bir baş kaldırışla sesini kısmadan haykırır. Sen uyarmasan toprak uyaracak bu insanlığı. Zaman bahane zamanı değil. Sızlananlar ya miskinlerdir, ya da korkusuz geçinen korkaklardır. Unutma kardeşim bizler bulunduğumuz ortama meşaleler yakacağız. Sen yeter ki yak ateşini. Dert etme. Veren ALLAH nice safımıza katılan gönül erleri verecektir.

Unutma! Hayat bir mücadeleden ibarettir. Siz mücadelenin ateşini yakarsınız ama nerde biteceği belli olmaz!



Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Ahmet Duman
    05-03-2014

    Bazen Saraçhane Meydanında, en ön safta avazının çıktığı kadar (TEKBİR) getirecek ve yüreğindeki patlamaya hazır volkanı yumruğunla göğe kaldıracaksın. Bazen de ‘HAL EHLİ’ olacak meydanda zikre dalacak, kıyama duranlarla saf tutup gökteki ayı ve yıldızları kıskandırırcasına dostlarınla duaya duracaksın. Allah razı olsun sizden. Saraçhane günleri ve şehadet tutkusu çok etkileyiciydi. Çok özlemişiz bu yazıları muhterem kardeş.