Medeniyet TV

Sosyal Ağ

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

camideyiz.biz

Yeni Anket

KİMLİK KRİZİ

Kamil ERGENÇ

26-06-2014

KİMLİK KRİZİ
Anlamlı birliktelikler oluşturmak mecburiyetindeyiz. Bir araya gelişlerimizin bir amaca taalluk etmesine gayret göstermeliyiz. Birlikteliklerimiz, bilinçlerimizi yenilemeli/inşa etmeli. Birlikteliklerimiz, sorumluluk duygularımızın yeniden harekete geçmesine vesile olmalı. Birlikteliklerimiz/biraadalıklarımız inkılabi/devrimci bir ruh üflemeli dimağlarımıza.
 
Nostaljik birliktelikler, ancak tarihe mahkûm olmuş bir bilinç üretir. Nostaljik birliktelikler yalnızca zaman dışılıklar girdabında oyalanmacı bir zihniyet oluşturur. Nostaljik biraradalıklar kendisiyle büyülenmiş ve dönemsel mahkûmiyetler yaşayan basmakalıp/birörnek/tektip bir bakışa mahkûm eder. Nostaljik buluşmalar zamanının şahidi olma şuurunu terk etmiş kısır döngüler üretir.
 
Tüm eylemlerimizin üstün bir ahlaki duruşun yansıması olması icap eder. Tüm eylemlerimizin verili olana karşı direnişi temsil etmesi gerekir. Tüm eyleyişlerimizin inkılabi/devrimci bir akıl ürünü olması elzemdir. Eylemselliğimiz İslam olmuş benliğimizin nişanesi sayılmalıdır. Mümin duruşumuz tevhidi bütünlüğü sağlayarak gerçekleşebilir. Bütün benliğimizle tutarlı bir bütünlük içindeki dışavurumlarımız ancak teslimiyet nişanesi eylemler olma hususiyeti gösterebilir.
 
Verili olana teslim olmak yenilgiyi kabullenmek demektir. Verili olanın rahatsızlığını yaşamadan geçirilen zaman israf edilmiş bir zaman dilimidir. Yekpare bir bilinç ve yekpare bir şuur olabilmek ancak verili olanın ortadan kaldırılmasına dönük eylemselliklerle mümkündür. Teslimiyetçilik; uzlaşmacı, uyuşuk ve şizofrenik kimlikler üretir. Her teslimiyet beraberinde istinatgâhlarımızdan uzaklaşmayı getirir. Her teslimiyet verili olanın içselleştirilmesi demektir. Uzlaşmacılık putkırıcı bir dinin özelliği olamaz/olmamalı.
 
Kendisiyle büyülenenler paradigma üretemezler. Tek akla mahkûm olanlar küresel sorumluluklar alamazlar. Kendi dönemleriyle narkozlanmış olanlar ancak tarihe mahkûmiyet üretirler. Kendi yapıp etmeleriyle efsunlanmış olanlar zamanının şahidi olacak bir bilinçlilik gerçekleştiremezler. Sürekli geçmişe doğru düşünen bir akıl bugüne şahitlik yapamaz. Sürekli geçmişi yâd ederek geçirilen zaman aldanarak geçirilmiş zaman demektir. Geçmişin mutlaklaştırılması da ötekileştirilmesi de kabul edilebilir değildir.
 
Bugünü geçmişin eylemlilikleriyle değerlendirmek kadar tarih ve zaman dışı bir tavır olamaz. Bugüne geçmişin eylemsellik penceresinden bakarak yapılan değerlendirmeler kısır ve sathi değerlendirmeler olmaktan öteye gidemeyecektir. Geçmişi takdis ederek bugünü ötekileştiren bir akıl tarihsel sorumluluklar alamaz. Tarihsel sorumluluklar almayan bir aklın sahih değerlendirmeler yapması mümkün değildir. Tarihi, siyasi, kültürel unsurlardan bağımsız yapılan değerlendirmeler arazlarla malul olmaya mahkûmdur.
 
Yapıcı eleştiri hareketlerin dinamizmini arttırır. Yapıcı eleştiri harekete geçirici/uyandırıcı özellikler taşır. Yapıcı eleştiri tarihi sorumluluklar alabilme imkânlarının oluşmasına olanak sağlar. Yapıcı eleştiriye tahammülsüzlük baskalıplaşmış/birörnekleşmiş ve klişelere mahkûm olmuş bir aklın özelliğidir. Yapıcı eleştiriye karşı tavır alış ancak tek akla, tek yoruma mahkûm ve hikmetsiz bir tasavvurun ürünü olabilir. Yapıcı eleştiri mümin sorumluluğunun bir gereğidir. Yapıcı eleştiri hakikatin ortaya çıkmasına dönük çabanın diğer adıdır.
 
Yapılan yanlışların, saygı/sevgi gerekçesiyle örtülmesi/ifade edilmemesi kadar çirkin bir davranış biçimi olamaz. Kabul edilemez tavırların üstatlık/şeyhlik/liderlik/hocalık vasıfları nedeniyle eleştirilmemesi kadar kof ve pespaye bir bakış olamaz. Üstatlar/hocalar/şeyhler hataları ve yanlışları sebebiyle eleştirilmedikleri müddetçe kerameti kendilerinden menkul addeden birer kutsal kişiliklere dönüşürler/dönüşüyorlar. Bizim bugün belki de en fazla bu hoca/şeyh/lider/üstat takımına karşı eleştirel duruşumuzu ve eylemliliklerimizi güncellememiz gerekir. Hiç kimsenin eleştiriden muaf olduğu iddia edilemez. Hiçbir insanoğlunun la yüs’el/sorgulanamaz ve la yuhti/hatasız olduğu iddia edilemez.
 
Sağcılık, millicilik ve muhafazakarlık İslamcılıkla asla ve kat’a uyuşamaz. İslamcılık, tarihi sorumluluk almanın diğer adıdır. İslamcılık, bilinç devrimini önceleyen mücahadedir. İslamcılık, insan etkinliğinin olduğu her alanda ilahi rızaya muvafık bir hayatın pratikleştirilmesi için ceht etmektir. Sağcılık/millicilik/muhafazakârlık gibi bilinci körleştiren ve her türlü statükoyla uzlaşan bir tavrın İslamcılıkla uyumlu gösterilmeye çalışılması bilgi ve bilinç yoksunluğunun dışavurumudur.
 
Evvela kimliğimizi barizleştirmek mecburiyetindeyiz. Kendisini İslamcı damara yaslayanların sağcılık/millicilik ve muhafazakârlığın sığ sularında kulaç atması oldukça komik kaçıyor. Ya gerçekten ne olduğumuzu izhar edelim ya da birbirimizi kandırmanın vebaline hazır olalım. Vesselam….
 
Kamil ERGENÇ
kamilergenc@hotmail.com




Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!