Sosyal Ağ

 

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

Medeniyet TV

GENÇ HAREKET

Yeni Anket

Akif BABALI'nın Ardından

imh.org

10-07-2014

Akif BABALI'nın Ardından
1986 yaz aylarının en sıcak günleri ve vakit uzun. Ramazan ayını idrak ederken 14 yaşının vermiş olduğu cansızlıkla Oruç tutan bedenimiz bitkin halde akşam iftarı bekliyoruz. İkindi ezanı okundu, gençlerle onikiler camiinin yolunu tutmaya başladık. Derin ve koyu bir sohbet camii avlusunda canlılığını korurken dersimize daha önce hiç görmediğim ve ders yapan ağabeyimin hürmetle karşıladığı bir şahsiyete gözlerim ilişti. Bu saygıdeğer büyüğümüze oldukça kanımız kaynamış, onun sessiz ve mütevazı duruşu bizi candan etkilemişti. Dersin sonunda bizlere nasihat etti ve tanışma fırsatı olmadan aramızdan ayrıldı.
 
Ağabeyime bu şahsiyetin kim olduğunu sordum. İsminin AKİF BABALI olduğunu söylediğinde; isimden ziyade soyada takıldım. Anladımki önemli biri ve ağabeyime nasihatler ediyor. İlerleyen zamanlarda malum 12 Eylül ihtilalinden memleket yeni çıkmış ve Kenan Evren vesayetinde yaşıyor millet.
 
Bizim evde ders var.  O mütevazı adam bizlere ders veriyor. Anlattığı hala zihnimizi zorlayarak tarihin derinliklerinden günümüze aksediyor.
 
''Gençler günah ve haramdan yüz çevirin. Günaha bulaştığınızda ise hemen tövbeye sarılın ve avfumağfiret dileyin. Düşünün cilalanmış bir tahtayı. Siz ona her gün ok atsanız o cilalı tahtadan eser kalır mı? Oku çıkardığınızda göreceksiniz ki tahta delik deşik olmuş. Kalpte tıpkı cilalı tahta gibidir.
 
Akif ağabey bizlerle ilgilenirken ilk zamanlar şaşırmıştık. Zira o dönemde yakınlarımızdan bile böyle ilgi görmezken ondan gördüğümüz ilgi bizi oldukça yakınlaştırmıştı. Erenköy’de öğrenci evinde sürekli kalır ve onu ziyaret ederdik. O dönemde bizler 16 o ise 29 yaşlarındaydı. Evde bazen bizlerle güreşe tutuşurdu.
 
 Kurban bayramıydı. Gene bizlere kanlı elbiseler düştü her bayramda olduğu gibi. Akşam olmuş ve depodan deriler fabrikaya gidecek. Akif ağabey yaşımızın küçük  olmasına rağmen kırmadı ve bizi yanına aldı. Sabah namazına kadar fabrikada derilerle uğraşıyor oradan da Yalova Çınarcıktaki kampa yetişmeye çalışıyorduk. Akif ağabey onca yanlışımıza rağmen asla bizlere asık surat ve sert davranmadı.
 
 O dönemde Kadıköy'de teksen diye bir ev vardı. Orda dizgi işleri yapar ve oraya gelen gençlere sahip çıkardı. Rahmetli babası ihsan amcanın da (Türkiye'ye ilk Seyyid Kutub’un Fizilalini getirenlerdendir) onun yakınında iş yeri vardı. Teksene gider abimizden istifade ederdik. Şehadet dergisi çıkardığımız yıllardı. 1000 adet basıyor birçok bölgede satmaya çalışıyorduk. Dizgisini orada yapıyorduk. ALLAH razı olsun abimizden orda bize oldukça yardımı dokunur ve ufkumuzu açardı.
 
Akif abimizi orda iyice tanımış olduk. Birçok Müslümanın derdiyle dertlenirken, eksen dershanesini ilk açan, Üsküdar erkek öğrenci yurdunu kuran, birçok ilçe ve iller arasında sürekli gezen ve tebliğ çalışmasında bulunan bu güzide insanla bir gece Kadıköy’den eve geleceğiz. Saat gecenin 02.00 civarı. Ağabeyim bana bakıyor, ben ona bakıyorum. Bizde para yok, abimde de maalesef yok. İşte orda yıkıldım ve üzüldüm. Koskoca abim; herkese yardımı dokunan ve her yerde istediği  gibi imkâna sahip olan insan maalesef cebinde parası olmadan hayatını ikame ediyordu. Mimar olan abimiz mesleğinin ekmeğini yiyemiyordu. İsteseydi inanıyoruz ki daha kaliteli yerlerde daha güzel imkânlara sahip olabilirdi; ama o gençlerle olmayı ve bu davayı sevda edinmeyi kendine dert edinmişti. 
Kime sorsanız Akif abimizin muhakkak onun üzerinde emeği vardır.
 
Bir dönem sonra ağabeyimizi tekrar başımızda gördüğümüzde maalesef KANSERE yakalanmış oldukça zorluklar çekiyordu. O hasta haliyle ALLAH razı olsun kendisinden gene bu ümmeti yalnız bırakmadı. Gece gündüz demeden mesaisini harcayarak yeni kurumlarımızın oluşumuna ciddi destekler sağladı.
 
Mesele dert edinme kardeşlerim. Bu sevdayla kavrulma meselesi. Hastalığın verdiği acılarla bu diyardan ayrıldı. Cenazesi Erenköy camiinden kaldırıldığında ardında her cemaatten binlerce kişi saf tutuyordu. Akif ağabeyimizi muhterem büyüğümüz Mehmet Güney ağabey rüyasında görür ''Akif nedir senin bu halin ter su içindesin. Kardeşim burada damı rahat durmuyorsun?'' der. Akif ağabeyimiz de ''ABİ NE YAPAYIM. BU BENİM SEVDAM'' der. Abimizden bu rüyayı dinlediğimizde göz yaşlarımızı tutamaz olduk artık…
 
Akif abimizi bizlerin kısır ve dar penceresinden anlattık. Sadece kendi yaşadıklarımız. İnşallah o mübareğin hayatını elbet onunla sürekli mesai harcayan ağabeylerimiz daha güzel anlatacak ve bizlerde onlardan aldığımız bilgiyi buraya aktaracağız inşallah.
 
ALLAH mekânını cennet eylesin. 
ERENKÖYÜN DEVRİMCİ DERVİŞİ...
 


Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Mevlut
    25-12-2015

    Allah mekanini cennet eylesin buyuk abimizin Turkiyeden binlerce kilometre Kazakistandayim Allah Akif babamizdan binlerce kat razi olsun bizlerede cook yardimi dokunmustu ALLAH RAZI OLSUN ONDAN .