Medeniyet TV

Sosyal Ağ

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

camideyiz.biz

Yeni Anket

TARİHİ SEÇİM

Kemal ÖZDEN

08-08-2014

TARİHİ SEÇİM
1923 yılında alelacele ilan edilen Cumhuriyetin ilk başkanı M. Kemal olmuştu. İlk meclisin lağvedilmesinin ardından kendi güdümündeki milletvekillerinin desteği ile Cumhurbaşkanı olan M. Kemal yıllarca sürecek statükonun ilk başkanı olarak köşke çıkmıştı. 

Bir Osmanlı subayı olarak padişah tarafından görevlendirilen ve Anadolu’daki mücadele esnasında defalarca halifeye bağlılığını ifade eden M. Kemal saltanatı ve halifeliği kaldırarak yerine Cumhurbaşkanlığı makamını ihdas etti. Halk için halka rağmen zihniyetiyle hareket eden yeni sistem cumhurun değerlerine düşmanca tavırlar sergileyen devrim hareketlerine girişti. Cumhurla hiç ilgisi olmayan bu devrimlere karşı çıkan cumhur istiklal mahkemeleri ile hizaya getirildi. Türkiye’de cumhuru hizaya getirmeyi kendine görev edinen rejim, ideolojisini sağlamlaştırılmak için yıllarca çaba sarf etti.

M. Kemal’den sonra gelen cumhurbaşkanlarının hiçbirini cumhur seçmedi. Gelen cumhurbaşkanları kimi zaman yapılan askeri darbenin ardından askerlerden kimi zaman da kirli siyasi pazarlıkların sonucu göstermelik statüko temsilcilerinden oluştu. Getirilen cumhurbaşkanlarının büyük çoğunluğu cumhurun değerlerine ilgisiz kaldı hatta düşmanca tavırlar sergiledi. Bunun kısmen istisnası olabilecek Menderes ve Özal gibi isimler pek fazla etkinlik gösteremeden saf dışı bırakıldı.

Türkiye’de 91 yıl sonra ilk defa cumhurbaşkanı halkın oyları ile seçilecek. 10 Ağustos günü darbe sonucu ve kirli siyasi hesaplar sonucu değil bizzat halkın inisiyatifiyle cumhurbaşkanı seçilecek. Statükonun devamını sağlayan, resmi ideolojinin temsilcisi bir cumhurbaşkanı yerine halkın iradesinin tecelli edeceği bir cumhurbaşkanı seçilecek. Bu anlamda 10 Ağustos seçimi Türkiye açısından bir dönüm noktasını ifade ediyor. Cumhuruna yabancı kalmış Cumhuriyet sistemi 10 Ağustosta meşru bir sürece evrilmeye çalışıyor. Buna karşı farklı ideolojik kampları aynı çatı altında toplayan oligarşi son çırpınışlarını sergiliyor.  

Cumhurbaşkanı seçiminin bir numaralı favorisi son 12 yılda hiç seçim kaybetmemiş, her seçimde oylarını sürekli arttırmış,  icraatlarıyla halk nezdinde büyük teveccüh kazanmış Recep Tayyip ERDOĞAN. İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığından Başbakanlığa kadar siyasi çizgisinde gösterdiği istikrar ile Tayyip ERDOĞAN Cumhuriyet tarihinin en karizmatik lideri unvanını fazlası ile hak ediyor.

Mevcut anayasal düzende cumhurbaşkanının icra yetkilerinin sınırlı olmasına rağmen halk tarafından seçilecek cumhurbaşkanının önceki cumhurbaşkanları gibi sembolik bir görev yapmayacağı, icranın bizzat merkezinde olacağı anlaşılıyor. Halk tarafından seçilecek cumhurbaşkanı ile Türkiye, doğu toplumlarının geleneksel yapısına uygun şekilde, tek bir liderin etrafında kenetlenerek daha güçlü hale gelecek.

Ak Parti’nin ERDOĞAN’I cumhurbaşkanı adayı göstermesine karşın cumhuriyetin kurucu partisi CHP kendi içinden aday çıkaramayarak zıt siyasi görüşe sahip MHP ile birlikte tabanında karşılığı olmayan birini aday gösterdi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP ve MHP’nin kendi içlerinden aday gösterememeleri bu partilerin Türk siyasi tarihindeki misyonlarını tamamladıklarını gösteriyor. Çatı aday Ekmeleddin İHSANOĞLU’NUN ne CHP ne de MHP ile ilgisi olmayan çaresizce gösterilen bir aday olması CHP ve MHP’nin siyasi olarak miatlarını doldurduklarının bir ifadesidir.

Tek parti döneminde CHP zulmünden yurt dışına hicret etmek zorunda kalan İhsan Efendi’nin oğlunu bu gün CHP’nin aday göstermesi kaderin hazin bir tecellisidir. Yıllarca ülke insanının inanç değerlerine düşmanca siyaset üreten CHP’nin ERDOĞAN karşısına El-Ezher’de okumuş birini aday göstermek zorunda kalması CHP’nin tükenmişliğini ortaya koymaktadır.

Gerek CHP gerekse MHP’nin on iki yıl boyunca ülke için vizyon üretememeleri ve kendi düşüncelerine uygun karizmatik bir lider çıkartamamaları ilerleyen zamanlarda gittikçe küçülerek kendi kemik kitlesini koruyan marjinal partiler haline gelmelerine neden olacaktır.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP, MHP koalisyonuna Fetullah Gülen örgütlenmesinin destek vermesi de geniş siyasi ve sosyal analizler yapılmasına ihtiyaç duyulan bir konudur. Hz. Cebrail’in partisine oy vermeyeceğini(!) söyleyen GÜLEN’in üst üste defalarca EKMEL demek zorunda kalması oldukça manidardır. GÜLEN’in yıllardır bu ülkede İslami camiaları bir kaşık suda boğmak için hareket eden din düşmanları ile aynı kulvarda hareket etmesi mütedeyyin insanımızın gönlünde kapanmayacak yaralar açmıştır.

Osmanlının yıkılmasından sonra yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti yıllarca İslam dünyasına ilgisiz kaldı. Günümüze kadar Osmanlının bıraktığı topraklarda kan ve gözyaşı hiç bir zaman dinmedi. Cumhuriyet tarihinde ilk defa dış politikada tarihine sırt çevirmeyen bir yönetim Türkiye’de iktidar oldu. Bölgesinde yükselen bir değer haline gelen Türkiye’nin güçlü bir liderliğe sahip olması İslam dünyası için de umutları yeşertiyor. Doğu Timor’dan Açe’ye, Bosna’dan Filistin’e kadar bütün İslam dünyasında Recep Tayyip ERDOĞAN sempati ile karşılanan ve kendisinden umut beslenen bir lider haline geldi.

10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ülkemiz, milletimiz ve İslam dünyası için güçlü bir liderliğe vesile olmasını temenni ediyor, bu anlamda en hayırlı sonucun istihsal olmasını yüce rabbimizden niyaz ediyoruz. 



Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!