Medeniyet TV

Sosyal Ağ

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

camideyiz.biz

Yeni Anket

Kapanmaz Yağmurun Açtığı Yaralar Çocuklarda.

Editör

01-07-2012

İkna odalarında “ya geleceğin ya inancın” ikilemine sokulan başörtülü kızlar o odada geçirdikleri saniyelerin bıraktığı izleri ölünceye kadar taşıyac
12 Eylül darbecileri için açılan dava 28 Şubat faillerinin yakalanması için bir işaret fişeği olmuştu. 12 Eylül davasının açılmasından ardından 28 Şubat sürecinin baş aktörü olan emekli askerler gözaltına alındı. Başta Çevik BİR ve Erol ÖZKASNAK olmak üzere süreci planlayan pek çok emekli subay tutuklanarak Sincan F Tipi Cezaevine gönderildi.

28 Şubat darbesinin Türkiye’de yaşanan önceki darbelerden en önemli farkı psikolojik harp taktiklerinin uygulanmış olmasıdır. Sürecin kontrolünü elinde bulunduran ordu arkasına aldığı kurum ve kuruluşlarla psikolojik harbi acımasızca uyguladı. Yargı, medya, bürokrasi ve bazı STK’lar bu süreçte kendilerine verilen görevleri kusursuz olarak yerine getirdiler.

Sürece mazeret üretmek için görevlendirilen sözde bağımsız medya organları her gün yaptıkları irin kusan haberlerle sürecin hedefine koyulan mütedeyyin insanları küçük düşürme yarışına girmişlerdi. Seçimle gelen meşru hükümet aleyhine atılan manşetler, askerlerin uyarı ve tehditlerini öne çıkaran köşe yazıları sürece resmen çanak tutuyordu. Medyanın eline verilen Fadime ŞAHİN, Müslüm GÜNDÜZ, Ali KALKANCI gibi oyuncaklar günlerce temcit pilavı gibi ısıtılarak halkın önüne getirildi.

Kemalizmi kendine kalkan olarak kullanan sözde STK’lar ülkede bulunan irtica tehlikesine karşı halkı galeyana getirmek için ışık söndürme, tencere tabak çalma eylemelerine giriştiler. Yıllar sonra bu kuruluşların hangi terör odakları tarafından kurulup yönlendirildiği gün yüzüne çıktı.

Hizbullah operasyonlarının zamanlaması, evlerin altından fışkıran cesetler süreci desteklemek için planlanan psikolojik harbin bir parçasıydı.  28 Şubat sürecinde halk üzerine uygulanan bu harbin hiçbir sınırı yoktu. Gazeteler, televizyonlar hep bir ağızdan halkın üzerine korku boca ediyordu. Bazı televizyon kanallarının ana haber bülteninde suratını asıp, gözlerini kısarak nefretle irtica haberleri sunan haber spikerleri vardı.

28 Şubat sürecinde üniversitede okuyan doksanlı yılların genç neslinin zihinlerinde epey zulüm karesi bulunuyor. Yaşanılan zulüm sürecine ait bu kareler yıllar geçse de insanın içinde hiç silinmeyecek acı izler bıraktı.

Süreçte hedef tahtasına konulan başörtülü kızları üniversite kapılarında panzerler, köpekler ve robokoblar karşılıyordu. Eyüp İmam Hatip Lisesi ortaokuluna giden kız çocuklarını okulun önünden uzaklaştırmak için ellerindeki sopalarla kovalayan sivil polislerin açtığı yaralar hiç kapanmayacak.

Göztepe Kampüsünden yaka paça gözaltına alınan başörtülü öğrencileri savunmak için Hasanpaşa Karakolunun önünde gelen avukatlara galiz küfürlerle yumruklu saldırıda bulunan dönemin Kadıköy ilçe emniyet müdürü Gündüz MEMİŞOĞLU ismi unutulmayacak.

İkna odalarında “ya geleceğin ya inancın”  ikilemine sokulan başörtülü kızlar o odada geçirdikleri saniyelerin bıraktığı izleri ölünceye kadar taşıyacaklar. Başörtüsü yasağına karşı en masum tepki olan 11 Ekim el ele eyleminde E-5 karayoluna çoluk çocuk inmekten başka tepki göstermeye gücü olmayan insanları terörle mücadele polislerinin hakaretle dağıtırken verdikleri görüntüler zihinlerde kazılı kalacak. 

Bu gün çok satan bir yayın grubunun başında olan ve yeri geldikçe 28 Şubat mağduru insanlara güzellemeler gönderen Fatih ALTAYLI’nın üniversite kapılarında çaresizce bekleyen kızlara “F…şeler” demesinin üstünü hiçbir şey örtemeyecek.

1998 senesinde üniversite sınavına giren İmam Hatip ve Meslek Lisesi öğrencileri üniversiteyi kazanamayacak hale getirildikleri için yaşadıkları engellenmişlik duygusunu bir ömür boyu hissedecekler.

Meydanlarda gösterilen tepkilerin giderek azalması sonucu yapılan zulümleri kanıksamak zorunda kalıp kendilerine önündeki seçimlere bakmaktan başka çare sunulmayan kitlelerin yaşamış olduğu zencilik psikolojisinin izleri hiçbir zaman silinmeyecek. Refah partisi kapatıldıktan sonra Fazilet partisinden Milletvekili seçilen ve mecliste aşağılanan Merve KAVAKÇI hanımefendiye karşı başlatılan sürek avı tarihe düşülmüş kara bir not olarak kalacak.  

Zulme seyirci kalmadıkları için gece baskınlarında gözaltına alınan günlerce vatan caddesinde işkenceye tabi tutulan ve aylarca Metris Ceza Evinde tutuklu kalan üniversiteli gençlerin yaşadıkları asla unutulmayacak.

Bir habere göre Çevik BİR ve gözaltına alınan saz arkadaşları nezarethanede namaz kılıyorlarmış. Namaz kıldığı için birlikte çalıştığı insanları işten atan birinin gözaltına alınınca seccadeye sarıldığını duymak Kur’an’da fırtınada denizin ortasında kalınca Allah’ı hatırlayan müşriklerin durumunu akla getiriyor. 28 Şubat sürecinde etkin rol oynayan askerlerin bu gün yargılanıyor olmaları insanların yaşadıkları acılara ve kaybettikleri yıllara merhem olmayacak elbet. Ancak bundan sonra zalimlik yapmak isteyenler bir kez daha düşünmek zorunda kalacak. 



Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!