Medeniyet TV

Sosyal Ağ

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

camideyiz.biz

Yeni Anket

Ortadoğuda Küresel Amerikan Terörüne Hayır!

Kemal ÖZDEN

02-10-2014

Ortadoğuda Küresel Amerikan Terörüne Hayır!
21. yüzyılda batıl(ı) değerlerin bekçisi olan ABD ve batılı devletler çok yönlü bir fesat mekanizmasıyla insanlığı sömürmekteler. Batıl(ı) hegemonyanın soğuk savaş sonrası kendine anti pot olarak gördüğü unsur ise İslam ve İslam’ın toplumsal anlamda neşet edecek olan değerleri. Dünya sisteminin egemenleri İslam’ın evrensel değerlerinin entelektüel, siyasi ve toplumsal projelere dönüşmesine karşı savaş başlattılar. 11 Eylül sonrası batının popüler söylemi olan temel insan hak ve özgürlükler rafa kaldırılarak İslam dünyasının her bir köşesinde işgaller başlatıldı. Milyonlarca insan canından bir o kadarı da yurdundan yuvasından oldu. Binlerce insan gözaltına alınıp işkenceye tabi tutuldu, deniz aşırı ülkelerde inşa edilen esir kamplarında yıllarca hapsedildi.

Batıl(ı) hegemonya kendi tahakkümüne rakip gördüğü değerleri ya folklorik anlayış haline getirerek fosilleştirmekte ya da marjinalleştirerek ötekileştirmektedir. Uzakdoğu ve Hint kültürlerinin aksine İslam medeniyet havzasının varlığını sürdürerek insanlığa diriliş umudu aşılaması batılıların en büyük korkusu oldu. Bu yüzden batılılar İslam medeniyetinin yeniden tarih sahnesine çıkmasına engel olmak için İslam eşittir terörizm denklemini kurdular.

11 Eylül’de gerçekleştirilen ikiz kule saldırıları ABD ve batılı güçlere İslam topraklarını işgal etme meşruiyetini vermiş oldu. Soğuk savaş sonrası kendine düşman üretmekte gecikmeyen ABD bu uğursuz saldırıları bahane ederek Afganistan ve Irak’ı işgal etti. İslami terör, kökten dincilik, İslam tehdidi, medeniyetler çatışması gibi tezler birer propaganda aracı haline getirilerek Müslümanlar hedef tahtasına konuldu. Bu tür kavramların ardına saklanan ABD ve batılılar İslam topraklarında yıllarca sürecek işgal, savaş ve katliam hareketlerine giriştiler. Batıl(ı) emperyalistler gerçekleştirdikleri işgallerde milyonlarca insanı katlederken aynı zamanda bu insanlara ait doğal kaynakları sömürdüler. 

Sözde özgürlük ve demokrasi adına işgal edilen Afganistan ve Irak’ta yıllardır yaşanan acılar batılı zalimlerin insafına bırakılan yeryüzünün nasıl bir yer haline geldiğini bir kez daha gösterdi. ABD, Irak’tan çekilirken ardında milyonlarca ceset, yerle bir edilmiş şehirler, körüklenmiş mezhep çatışması, nerede ve ne zaman patlayacağı belli olmayan bombalı araçlar bıraktı. İstikrarsızlığa mahkûm edilmiş ve fiilen paramparça olmuş bir ülkede insanlar diktatör yönetimleri özler hale geldiler.

Irak’ta ABD güdümünde kurulan Şii ağırlıklı hükümetin uyguladığı ayrıştırıcı politikalar, ülkede sağlanamayan istikrar, sosyal adaletsizlik ve zulümler Sünni nüfusun marjinal guruplara yakınlaşmasına yol açtı. Bunun sonucu olarak IŞİD, Irak topraklarının yarısında hâkimiyeti ele geçirdi. IŞİD unsurunun Suriye’den başlayarak Irak’a girmesi ve hızla güçlenmesi kafalarda pek çok soru işaretini barındırıyor. Özellikle diğer İslami gruplara takınılan sert tutum ve dünya medyasına servis edilen vahşi infaz görüntüleri IŞİD hareketinin hangi karanlık misyonu icra ettiği sorusunu sormamıza yol açıyor.

IŞİD ortaya koyduğu eylemlerle hem bölgedeki İslami muhalefetin belini kırarken hem de vahşet saçan görüntülerle dünya üzerindeki İslamofobiyi körüklüyor. Amerika ve müttefiklerinin saldırılarına meşru zemin oluşturan, masum insanların hayatlarına mal olan saldırılar İslami açıdan hiçbir zaman meşru görülemez. İslam’ın cihat ruhu ile bağdaşmayan, zalim yönetimlere karşı direnen halkın mücadelesine halel getiren şiddet eylemleri asla kabul edilemez.

ABD’nin Irak ve Suriye’de etkinlik gösteren IŞİD’e karşı oluşturduğu koalisyon gücüne Türkiye’yi de dâhil etmek istemesi manidardır. Irak’ı işgal ederek milyonlarca insanın ölümüne binlercesinin evsiz, yurtsuz kalmasına neden olan ABD şimdi kendi hesapları uğruna kan gölüne döndürdüğü Irak’ı yeniden şiddet ile düzeltmek istemektedir. Türkiye’nin bu talebe cevap verirken Irak’ta tekrarlanacak bir Amerikan zulmüne alet olmaması, mazlumların kanını dökecek bir operasyona destek vermemesini arzu ediyoruz.

Osmanlının yıkılmasının ardından ateş çemberine dönen Ortadoğu ülkelerinin yeniden dirlik ve düzene kavuşabilmeleri bölgede İslam kardeşliğinin tesis edilmesi ile mümkündür. Müslümanlar kendi aralarındaki problemleri sağduyu ve kardeşlik duyguları ile çözmedikçe İslam toprakları her zaman batılı sırtlanların saldırılarına açık halde olacaktır.

Irak’ta ve Suriye’de yanan ateşin bizi de yakmaya başladığı bu kritik süreçte Cumhuriyet tarihi boyunca ilk defa Osmanlı bakiyesi topraklara yüzünü dönen hükümetin üzerine ağır bir sorumluluk düşüyor. Hükümetin Suriye ve Irak’a yönelik olası bir askeri operasyona katılması; ancak daha çok Müslüman kanı akmasına neden olacaktır. İslam dünyasında umut haline gelen Türkiye, batıl(ı) güçlerin çıkarları uğruna emperyalist bir saldırıya katılırsa İslam dünyasındaki itibarını kaybederek yeniden kendi kabuğuna çekilmek zorunda bırakılabilir.

Osmanlıdan sonra bölgede yeniden kardeşlik ekseninde toparlayıcı bir güç olma rolüne soyunan Türkiye’nin ABD’nin yedeğinde Irak ve Suriye topraklarında kardeş kanının akmasına değil; akan kanın durdurulması yönünde gayret göstermesi gerekiyor. Türk dış politikasını belirleyen devlet adamları her zamankinden daha dikkatli ve uyanık olmak zorundalar. Türkiye, batılı ülkelerin hile ve desiselerine karşı akıllı politikalar üretmelidir. Çünkü bölgedeki ülkeleri İslam kardeşliği ekseninde bir araya getirecek yegâne ülke Türkiye’dir.

İçinde bulunduğumuz bu kritik günlerde rabbimizden Müslüman devlet adamlarına basiret vermesini, yeryüzü zalimlerini kendi tuzaklarına düşürmesini niyaz ediyoruz. 




Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Mahmut
    18-08-2016

    Allah razı olsun. Müslümanlarin durumunu ve olması gerekeni ozetlemişsiniz.

  • vahdettin KARATAŞ
    03-11-2014

    ALLAH KALEMİNİZE GÜÇ VE KUVET VERSİN SİZİN GİBİ DİNİ BÜTÜN DUYARLI,İMANLI NESİLLERİN YETİŞMESİNE KATKI VEREREK SMANLI BAKİYESİ TOPRAKLARDAKİ AKAN KANLARIN DURDURULMASININ ÖNÜNE GEÇECEK ORTADOĞUNUN VE YENİ DÜNYA DÜZENİNİN İNŞASINDA TÜM HALKLARIN BARIŞ VE KARDEŞLİK DUYGULARI İÇERİSİNDE YAŞAMALARINI SAĞLAYACAK GÜÇLÜ VE LİDER BİR ÜLKE OLARAK TÜRKİYE nin ayağındaki Prangaların kırılmasını sağlayan ,kendi bölgesinde yıldızı parlayan lider bir ülke konumuna getiren CUMHUR BAŞKANIMIZ SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN ın şahsında tüm cesur yürekli kalbi İMAN dolu Kalemşörlerin kalemlerine güç ve kuvvet vermesini YÜCE MEVLA dan niyaz ederim.ALLAH yar ve yardımcınız olsun.