Medeniyet TV

Sosyal Ağ

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

camideyiz.biz

Yeni Anket

    Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi Türkiyeyi nasıl etkileyecek.

  • Ülke yönetiminin otoriterleşmesine neden olacak.

  • Güçlü bir liderlik Türkiyeyi bölgesinde daha da etkili kılacak.

  • Karar alma süreçleri hızlanacağı için refah seviyesi artacak.

  • Demokrasi kültürünün gelişmesine katkı sağlamayacak.

Bu Ay Bizim İçin Çok Önemli

Ahmet TAŞGETİREN

29-05-2017

Bu Ay Bizim İçin Çok Önemli
1423 Ramazan... Oruç ayı...
 
-Bir ay armağan etmiş Rabbimiz bize... Eğer hakkını verirsek, sonunda bağışlanma armağan etmiş... külli bir arınma... Eksilerden, kirlerden, günahlardan... İşte o ay gönül kapımızı çalıyor ilk hilali ile... Hoş geldin gufran ayı... Bağışlanma iklimi hoş geldin...
 
-Bu ay bizim için çok önemli. Yorgunluk varsa içimizde, oluşmuşsa bir şekilde, İslamlığımız adına, gönül ölçülerimiz adına onlardan sıyrılıp kurtulmak için, niyetlerimizin, tekbirlerimizin, kıyamlarımızın, rüku ve secdelerimizin, dualarımızın, virdlerimizin, tefekkürlerimizin yeniden ruh ve dirilik kazanması için fırsat bu ay. Girmeli, yaşamalı ve kalbimizi donatarak çıkmalıyız içinden...
 
-Bu ay bizim için çok önemli. Orucu oruç gibi tutmalıyız.  Allah için tutmalıyız. "Allahümme leke sumtü." Sadece O'nun için... O buyurduğu için. Kulluk neyi kapsıyorsa onu idrak olmalı Oruçlarımız... "Rabbim buyurdu, başım ve gözüm üzre... Semi'na ve ata'na..." O'nunla kalbi bağımızı, bir hayat disiplinine dönüştürme hamlesi olmalı bu ay. Başka hesap karışmamalı Oruç mahremiyetine... Bir beden hesabı girmemeli Oruç hesabına... Ulviyeti gölgeleyecek her türlü hesaptan ari olmalı Oruç hesabı... Yalnız Allah için... Riyasız bir kulluk hamlesi olmalı orucumuz... 
 
-Bu ay bizim için çok önemli. İnançlarımızı gündeme alma ayı olmalı bu ay. Bir ay boyunca her gün O'na imanımızı yenilemeliyiz. "Ve bike amentü." Her ibadetin ana zemini o; iman... "Gelin bir saat iman edelim" dermiş Muaz bin Cebel dostlarına... Bu defa bir ay boyunca sabahları, akşamları, Ramazan'ın tüm anları iman seferberliğimize tanık olmalı. Maddi varlığımızın olmazsa olmazlarına "Olmaz" demeliyiz O buyurduğu için. "Ve bike amentü." Her iftarı bir inanç şöleni gibi yaşamalıyız. Sofraya oturmalı, sessizliğimizi ve ona eşlik eden kalbi dualarımızı kuşanmalı, ezana kulak vermeli, ezanı bir günün zafer bildirisi gibi hissetmeliyiz.
 
-Ona sığınmalıyız. "Ve aleyke tevekkeltü." Koca bir İslam coğrafyası olarak ezikliğe denk geldiyse bu ay, zaaf kıta kıta dolaşıyorsa yürekleri, perişanlık hissediyorsak Filistin'de, Keşmir'de, okul kapılarında... Ona sağınmalıyız. Orucu yanımıza alarak, orucun yücelttiği gönül coşkumuzla O'nun dergahına yönelmeliyiz.
 
 -Onun verdiği rızkı idrak etmeliyiz her lokmada. "Bismillah" demeliyiz ve her lokma için şükretmeliyiz.  "Ve ala rızgıke eftartü."  Ve o şuurla, açların, bir lokmaya hasret olanların  yürek yangısını yüreğimize taşımalıyız. Bu ay bizim için çok önemli. Açlığın, yoksulluğun, işsizliğin dağları taşları kavurduğu, sofraları yangın yerine çevirdiği bir mevsim içine geldi Oruç ülkemize... Her lokmanın eşini bir yoksul sofrayla paylaşma cehdinde olmalıyız bu ay. Yüreğimizi iftar vakti fukara sofralarına göndermeliyiz, oradaki mahrumiyeti, oradaki şükrü  yudumlasın diye... Biz ki ümmetini "Bir hurma ile olsun cehennemden korunun" öğüdü ile yetiştiren bir Peygamber'in izinden yürümekteyiz. Bir lokma ile olsun cennete yaklaşmalıyız. Unutmamalıyız ki Ramazan'ın bizler için inşa edeceği mağfiret iklimi, sadece yaptığımız iftarlarla değil, yaptırdığımız iftarlarla da gerçekleşecek. Sadece gülen gözlerle değil, güldürülen gözlerle gerçekleşecek. Gülmeyen yüzlerle Ramazan Ramazan olur mu, açlıkla - yoklukla kıvranan yuvalarla Müslüman yurdu inşa edilebilir mi?  bir tarihe bağlanmalı, bir koca coğrafyada yaşadığımızı hissetmeli, bir buçuk milyarlık bir inanç yumağının liflerinden biri olmalıyız... Yüreğimiz kıvanç duymalı.
 
"Ben Müslümanım " demeli, Rabbimizin bize bahşettiği ve hiç kimsenin söküp alamayacağı izzeti alnımıza taşıyarak... Bize enjekte edilen utançlardan, ezikliklerden kurtularak... İslam’ın başka hiç bir şeyle kıyaslanmayacak bir onuru alınlarımıza nakşettiğini bilerek... Oruclu yüreğıimizin nasıl bir mirac yükselişi kazandığının farkında olarak...
 
"Ben Müslümanım" demeli, bir oruç ikliminde bir Müslüman yurdun ne kadar güzelleşeceğini, ne kadar derin bir insani medeniyet iklimi haline dönüşeceğini görerek.
 
"Ben Müslümanım" diye kıta kıta yükselen onurlu sesleri duymalıyız kulaklarımızda... Orucun kıta kıta dolaşıp, yürekleri ipeksi bir dokunuşla buluşturduğunu hissetmeliyiz. Mekke'deki, Medine'deki iftarların sevincini yaşamalıyız yüreğimizde, şimaldeki cenubdaki mü'minlerin iftar dualarına "amin" demeliyiz.
 
Müslüman olduğumuzu bir kere daha idrak etmeliyiz, mazlum müslümanların göz yaşlarını paylaşarak. Acılar da paylaşmak için, sevinçler de... Etle tırnaksak, kardeşsek, bir duvarın tuğlaları isek, kenetlenmiş eller isek, iman etmedikçe cennete giremeyeceğimizi, birbirimizi sevmedikçe iman etmiş olamayacağımızı biliyorsak.... Kutlu Peygamber'in ellerinde buluşma cehdinde isek ümmet olarak... Orucu yürek yürek dolaştırmalı ve onun seviştirici, buluşturucu, kaynaştırıcı ve yücelere taşıyıcı ikliminde buluşmalıyız.
 
-İslam'ın sahur ve seher sevincini, iftar coşkusunu, mahya haykırışını, teravih çağıltısını, her gerilimi söndüren ve içinden geçtiği topluma külli bir barış havası solutan "Ben oruçluyum" söylemini, ve tüm bunların gözlere taşıdığı derinliği içimize doldurmalıyız.
 
-Oruçla namazı buluşturmalıyız. Oruçla namazı pekiştirmeliyiz. İçiçe geçmiş ibadetlerle kalbi derinliklerimizde yeni mesafeler almalıyız. Orucun içini doldura doldura kişiliğimizi inşa etmeliyiz. Sabırla, namazla yardım dilemeliyiz Rabbimiz'den...
 
-Zekatı, sadakayı, diğergamlığı Oruç iklimine taşımalıyız. Zekat en çok oruç mevsiminde anlamlıdır. Oruç, toplumun zengin – fakir tüm kesimleri arasında bir kutlu elçi görevi üstleniyor en çok bu ayda. Sevgi taşıyan, rahmet taşıyan... Maddi birikimlerimizdeki fukara hakkının davasına düşmeliyiz bu ayda... Oturmalıyız ve “Allah buyruğu”ndan kuvvet alarak, mallarımızdaki fukara hakkını en ince imbiklerde süzmeli ve her halükarda ağırlığımızı fakirin hakkından yana koymalıyız.
 
 -İmsaki, yani tüm hayatımızı hududullah çerçevesinde tutmayı bir ruhi disiplin haline getirmeliyiz. Bu bir ay bizim için çok önemli. Bir yıllık imsak enerjisi yüklenmeliyiz. Elimize, dilimize, gözümüze, kulağımıza.. Kalbimize ve zihnimize... tüm uzuvlarımız, Allah'ın bildirdiği sınırlarda durabilecek bir ölçü disiplini kazandırmalıyız. Öyle bir ay yaşamalıyız ki, yüklendiğimiz enerji bizi nefsimizle yaşadığımız hesaplaşmalarda yarı yolda bırakmasın.
 
-Bu bir ay bizim için çok önemli. Gufran ayında mağfiretle buluşmalıyız. Bu ayın sonunda içimizde cennet çiçekleri tomurcuklanmalı. İslam'la aramıza girmiş mesafeleri kapatmalıyız bu ay, yüreğimizin eskimiş, pörsümüş yanlarını yeniden inşa etmeliyiz. Avucumuza alıp dolaştığımızda yüreğimizi toplum içinde, yüzümüze utanç kızıllıkları yansımamalı... Pirü pak yüreklerin insanı olmalıyız.
 
-Gecelere gündüzlere yeniden anlam yüklemeliyiz. Bu bir ayı, geçmiş tüm ömrümüzün kefareti gibi yaşamalıyız. Geçmiş tüm ayların, günlerin, gecelerin eksiklerini tamamlayan bir Allah ikramı gibi görmeliyiz. 
 
-Arınmalıyız, arınmalıyız, arınmalıyız. Ramazan'ın yakıcı ateşi yakmalı kirlerimizi, orucun çağlayanı iliklerimize işlemeli. Her gün bir uzvumuz mağfiretle buluşmalı. Uzuv uzuv oruçla ve hayatla – dirilikle buluşmalıyız.
 
-Bu ay bizim için çok önemli. Her gecesi, her gündüzü rahmet sağnaklarının altında yaşanan bir ay bu ay. Ama gecelerinden bin aylık bereketler sağılacak bir ay aynı zamanda... Son 10 gününe kadar içimiz arınma duygusuna doymamışsa, sarılmalıyız son 10 günün gecelerine... İçinden bin aylık rahmet ve mağfiret nuru fışkıran bir Kadir bereketi yakalamak için sağmalıyız gecelerin içinde saklı nuru...
 
-Kur'an'a sunmalıyız bu ay içimizi - dışımızı... Kur'an'a açmalıyız yüreklerimizi yeniden inzal buyurulsun diye... Evlerimiz Kur'an'a doymalı bu ay.  Kur'an ayı bu ay. Bu ayı Kur'an ayı haline getirmeliyiz her birimiz için. Ayet ayet sure sure canlanmalı Kur'an kişiliğimizde... Çocuklarımızın gözlerinde Kur’an sevinci yansımalı... Hatimlerimiz olmalı çoluk – çocuk, mukabelelerimiz olmalı cami cami, ev ev, hayatlarımız olmalı kur’an pınarında yıkanmış... Bir Kur’an fethine tanık olmalı bu ay, aile, toplum hayatımızın her alanında...
 
-Bu ay bizim için çok önemli. Allah dostları "her namazı son namazın gibi kıl" diye öğüt verirler evlatlarına... "Bu aya son Ramazanımız gibi sarılmalıyız, her gününe son orucumuz gibi, mağfiret kapısının açıldığı son saatler gibi..." Her gününe asılmalıyız bu ayın, ömrümüzde hiç diri gün olmamışsa, bu yıl, bu Ramazan , bu oruç mevsiminde dirilikler bulmak ümidiyle sarılmalıyız bu ayın günlerine...  Rabbimizin rahmeti sonsuzdur, neden bu ayın, bütün kalbimizi koyduğumuz, bütün hislerimizle yüklendiğimiz, bütün aşkımızla duaya durduğumuz, bütün ümidimizle ibadete sarıldığımız bir gecesine Kadir Gecesi bereketi lutfedip de, bize bir ömür bağışlamasın!!! Bütün bir yaralı geçmişimizi, rızasına layık bir ulviyete büründürmesin!!!
 
O’nun rahmetinden ümid kesilir mi?
 
Bu ay bizim için çok önemli.
 
Rabbimiz “Ben kulumun zannı üzereyim” buyuruyor... 
 
“Ey rahmeti bol Padişah – Cürmüm ile geldtim Sana” diye neşideler söyleyenlerin üzerine sonsuz rahmetler yağacak. Buna bütün kalbimizle inanmalıyız. Bu duygularımıza göz yaşlarımız eşlik edebilirse, kalbimiz tanıklık ederse bu tutkuya Ramazan yolculuğu cennetlerle sona erer inşaallah...
 
Ümid ayı bu ay...
 
Bu ay bizim için çok önemli...


Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!