Medeniyet TV

Sosyal Ağ

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

camideyiz.biz

Yeni Anket

İslamofobiyi Körükleyen Eylemler Kabul Edilemez.

Kemal ÖZDEN

10-01-2015

İslamofobiyi Körükleyen Eylemler Kabul Edilemez.
İslam dünyası, son iki yüzyıldır savaşların, işgallerin, katliamların pençesinde acı ve gözyaşıyla yoğruldu. Sanayi devrimiyle teknolojik ve ekonomik üstünlüğü ele geçiren batılı devletler Müslümanların yeraltı ve yerüstü zenginliklerini gasp ederek İslam topraklarını sömürgeleştirdiler.

Batılılar Ortadoğu’dan Kuzey Afrika’ya gittikleri bütün İslam topraklarına zulümden başka bir şey götürmediler. Batılı devletler tarafından senelerce sömürülen ve zulümlere maruz kalan İslam toplumlarının bilinçaltında batılılara karşı yıllarca öfke ve kin birikti.

Dünya sistemini yöneten batıl(ı) mekanizma 20. yüzyılda İslam dünyasında yaşanan acılara duyarsız kaldıkça cari sistemin sahibi konumundaki emperyalist güçlere karşı İslam toplumlarında oluşan nefret gittikçe arttı.

Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda Osmanlı bakiyesi toprakların içine düştüğü hazin durum, Filistin’de, Cezayir’de, Bosna’da yaşanan katliamlar oluşan bu nefretin sembolleşen örnekleri oldu.


Rüzgar Ekenler Fırtına Biçiyor.
Yüz yıldır İslam topraklarını emperyalist çıkarlarının oyun alanına çeviren batılılar geçmişte ektikleri rüzgârı günümüzde fırtına olarak biçmeye başladılar. Batının bitmek tükenmek bilmeyen zulüm ve katliamlarına tepki olarak ortaya çıkan El Kaide, Boko Haram gibi örgütler İslam topraklarında yaşanan acıların bir dışavurumudur.

Bu örgütlerin ortaya koydukları eylemler İslam dünyasında genel kabul görmese de batınının teskin olmayan azmanlığına haddini bildirmek isteyen azımsanmayacak sayıda insan bu tür yapılanmalara sempati duymaktadır.  

Batılı devletler medya üstünlükleri ve algı oluşturma güçleri ile bu örgütlerin şiddet eylemlerini kendi işgal ve zulümlerini meşrulaştıran bir araca dönüştürmekte gecikmediler.  Bunun en bariz örneğini 11 Eylül saldırılarında gördük.

İkiz kule saldırılarının ardından ABD, tarihin en büyük “terör” eylemlerini gerekçe göstererek Afganistan ve Irak’ı işgal etti. İslam şehirleri yerle bir edildi. Yüzbinlerce Müslüman yaşamını yitirdi. Milyonlarca Müslüman yurdundan yuvasından oldu.

Batılı güçler kendi zulüm çarklarının dönmesinde bu örgütleri bir avanak olarak kullanma kurnazlığını gösterdiler ve halen de göstermekteler. 

İslamofobiyi körükleyen eylemler kabul edilemez.
Dünyanın neresinde olursa olsun silahsız, sivil hedeflere yönelik saldırılar zulüm altındaki Müslüman halkların meşru direnişlerine gölge düşürürken, Avrupa başta olmak üzere dünya genelindeki İslamofobiyi körüklüyor. Bu tür saldırılar sonucunda insanların yegâne kurtuluş kaynağı olan muazzez İslam dini tebliğe muhtaç zihinlerde terör üreten bir korku figürü haline geliyor.

Amerika ve müttefiklerinin saldırılarına meşru zemin oluşturan, masum insanların hayatlarına mal olan saldırılar İslami açıdan hiçbir zaman meşru görülemez. İslam’ın cihat ruhu ile bağdaşmayan, zalim yönetimlere karşı direnen halkın mücadelesine halel getiren şiddet eylemleri asla kabul edilemez.

Fransa’da yapılan saldırılar en çok Müslümanlara zarar veriyor.
Avrupa’da en çok Müslümanın yaşadığı ülkelerden biri olan Fransa’da yapılan saldırıların arkasındaki sır perdesi hala belirsizliğini koruyor.

Saldırıyı düzenleyen kişilerin kimliklerini saldırıda kullandıkları araçta bırakmaları, Paris’in göbeğinde, daha önceden tehdit edildiği için korunan dergi binasında rahatça katliam yapılması kafalardaki soru işaretlerini arttırıyor.

Saldırganların bir kişiyi rehin alarak sığındıkları binadan sağ çıkmalarına izin verilmeyerek öldürülmeleri bu saldırının hangi karanlık emele hizmet ettiğini sormamıza neden oluyor.

Saldırı sonrası Fransız basınının “Fransa’nın 11 Eylül’ü” gibi İslam düşmanlığını körükleyen başlıklar atmaları Müslümanların yoğun olarak yaşadığı ülkede başlatılacak bir sürek avına mazeret hazırlar niteliktedir.

Müslümanların basiretli davranarak kendilerini haklı konumdan haksız konuma düşürecek eylemlerden uzak durmaları daha doğru bir yoldur. İslam adına yapılan silahlı saldırılar Avrupa’da yükselen İslam’ın şiddet ve terör ile özdeşleştirilmesine hizmet etmektedir. Avrupa’daki İslam düşmanı lobilerin kara propagandalarına alet olan bu tür eylemler Avrupa’da yaşayan Müslümanlara en büyük zararı vermektedir.

Müslümanlar bir toplumla savaşa girişmeden daha önce o topluma tebliğ etme yükümlülüğüne sahiptir. İnsanlara hayrı, iyiliği ve kurtuluşu tebliğ etmeden bir topluma savaş açma anlamı taşıyan kanlı eylemler İslam’ın cihat ruhuna aykırıdır. Fransa’da markete düzenlenen kanlı saldırı davete muhtaç sivillerin hayatına mal olurken aynı zamanda İslam eşittir terörizm algısına neden olmaktadır.

Merhamet ve kardeşliği öncelemeliyiz. 
Müslümanlar her şeyden önce kendi aralarındaki fitneye son vererek bir birlerine karşı merhametle muamele etmelidirler. Bu gün Suriye’de, Irak’ta yaşananlar Müslümanların arasında yaşanan ayrılıkların hazin örneklerini gösteriyor.

Müslümanlar ırk ve mezhep ayrılıklarını öne çıkarmadan birleşme ve bütünleşmenin yollarını aramalıdırlar. Birbirlerine karşı merhamet kanadını germeyen insanların elbette başkalarına karşı merhamet göstermesi beklenemez.

Kendi kurtuluşumuz ve tüm insanlığın kurtuluşu için merhameti, adaleti ve daveti önceleyen bir medeniyet ufkuna sahip olmalıyız. Batının ruhça fakirleşen medeniyet anlayışı gittikçe madden de yok olmaya yüz tutuyor.

Gelecek yıllarda İslam’ın insanlığı ihya eden nefesinin yeniden yeryüzünü sarması için merhameti, adaleti ve daveti önceleyen bir anlayışı şiar edinmeliyiz.  

Kemal ÖZDEN
İMH Yönetim Kurulu Başkanı



Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Mehmet ÇELEBİ
    13-01-2015

    Batılın İslam üzerinde kurmaya çalıştığı otoriter yaklaşım ve yaşam şartları Müslümanlar tarafından Vahyin süzgecinden ve Sünnetin pratiğinden geçirilmedikçe bir araya gelme şartları gerçekleşmeyecektir. Bunun farkında olanların yapması gereken Gönül kapasitesini ve tahammül gücünü Allah için artırmak olacaktır. Yüreğinize sağlık Muhterem Abim. Güzel bir paylaşım olmuş. Selam ve dua ile..