Medeniyet TV

Sosyal Ağ

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

camideyiz.biz

Yeni Anket

Derin Bir Hayal Kırıklığı: İran

Editör

08-08-2012

Derin Bir Hayal Kırıklığı: İran
İran denilince akla zalim Şah rejimine karşı destansı bir halk direnişi vererek 20’nci yüzyılda İslam devrimi gerçekleştirmiş bir ülke gelirdi.  Mezhep farklılığı göz ardı edilerek İran’a karşı romantik bir hayranlık duyulurdu. Ali Şeriati, Beheşti, İmam Humeyni gibi isimler entelektüel ve ilmi olarak devrimi hazırlayan büyük liderlerdi. Türkiye’nin Ali Şeriati’sinin, Humeyni’sinin kim olacağı tartışılırdı. Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail çatışmasının arka planı, Şii – Sünni ayrılığı tamamen ihmal edilen şeylerdi. Önümüzde yüzyılın firavunu olan ABD’ye kafa tutan, İsrail mezalimine karşı Filistin’i savunan bir İran vardı. Sadece bu bile İran’a hayran olmak için yeterli sebepti.  
 
Arap baharı denen süreç başlayıp, İslam coğrafyasındaki diktatör rejimler devrilmeye başlayınca İran’ın bazı salvolar yapmaya başladığı görüldü. Halkı çoğunlukla Şii olan rejimlerdeki halk hareketlerini destekleyen, bu hareketleri İslam devriminin devamı olarak gören İran, Sünni çoğunluğun başlattığı halk hareketlerini batı oyunu olarak değerlendiriyordu. Mesela Bahreyn’deki halk hareketine kayıtsız şartsız destek veren İran Suriye’de başlayan gösterilere mesafeli duruyordu.   
 
Bir zamanlar zalim şah Pehlevi’yi deviren halkın kurduğu İslam Devleti Suriye’de Pehlevi’den kat be kat zulümler yapan bir diktatöre arka çıkabiliyordu. İran’a göre çoğunluğu Şii olan Bahreyn’deki halk hareketi İslam devriminden ilham alırken çoğunluğu Sünni olan Suriye halkının zalim Esed’e karşı başlattığı direniş ABD kışkırtmasıydı. Oysa Bahreyn yönetimi otoriter bir rejim olmasına rağmen sicilinde bir Hama katliamı yoktu. Halk hareketlerine şehirleri uçak, top ve tanklarla bombalayarak karşılık vermiyordu.  Öyleyse neden İran için Bahreyn halkı önemli Suriye halkı bu kadar önemsizdi? 
 
Suriye’de yaşananlar İran’ın turnusol kâğıdı oldu. 1982 yılında yapılan Hama katliamına İran niye ses çıkarmadı sorusuna Türkiye’deki İrancılar; “daha devrim yeni yapılmış, kendini toparlamadan, taşlar yerine oturmadan Hama’ya nasıl müdahale edilsin” tarzından açıklamalar yaparlardı. Şimdi daha net görülüyor ki İran 1982 yılında zulme hangi gerekçelerle ses çıkarmamışsa aynı gerekçelerle 2012 yılında eli kanlı bir zalimin arkasında duruyor. İnanç taassubunu ve diplomatik çıkarlarını her şeyin önünde tutan bir ülke var karşımızda. Bu yönü ile İsrail’den hiçbir farkı yok. İran’ın Suriye’de izlediği politikadan anlaşılıyor ki İran, kendine komşu Sünni bir yönetim kurulmasındansa halkına misket bombası atan bir tiranın yönetimde kalmasını tercih ediyor.  
 
Vicdani ve insani duyargalarını yitirmemiş herkes bilir ki zalimin dininin, mezhebinin, meşrebinin bir önemi yoktur tıpkı mazlumun dininin olmadığı gibi. Saddam Hüseyin’in Sünni olması Irak’ta yaptığı zulümleri görmezden gelmemize yol açmadı. Yine Esed’e göre gayet makul biri olan Kaddafi’nin Libya’da yaptıkları hiçbir zaman savunulmadı.  
 
İran’ın Suriye konunda gösterdiği refleksler bu güne kadar İran için beslenen bütün iyi niyetleri çöp tenekesine gönderdi. Son günlerde Suriye direnişinin ivme kazanması ile Suriye'de muhalefetin kazanma ihtimalinin ortaya çıkması İran'ın panik atak halinde bazı girişimlerde bulunmasına yol açıyor. Bu güne kadar Esed dışı bir çözümü dillendirmeyen İran, Tahran’da uluslar arası Suriye konferansı düzenliyor. Son olarak İran genelkurmay başkanının Suriye’den sonra sıranın Tükiye’ye geleceği yönündeki açıklaması Suriye'de kaybeden İran'ın Türkiye'ye yaptığı bir beddua niteliği taşıyor.  
 
Ne yazık ki şu an Suriye kendi kaderine terk edilmiş durumda. Karşımızda uluslar arası diplomasinin hiçbir çözüm sunmadığı, katliamlara karşı dünyanın seyirci kaldığı, derme çatma bir direniş gücü ile kan gölünün ortasında kendi kaderine terk edilmiş bir halk duruyor. Ülkelerin çıkar hesaplarının her türlü değerin önüne geçtiği Suriye üzerinden bir kez daha acı olarak görülüyor.
 
Suriye’de yaşanan zulmün bitmesi için duaların en çok kabul edildiği Ramazan ayında daha çok niyaz etmek gerekiyor. Zalime karşı mazlumu savunan, hak ve adaleti her türlü politik çıkarın üzerinde gören bir medeniyet anlayışının yeryüzünde hâkim olmasını temenni ediyoruz. Allah (c.c) kendi yolunda, zulme karşı savaşanları muzaffer etsin. (amin)

editor@imh.org.tr
 


Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Halil
    02-09-2012

    İşim gereği İran'a sürekli git gel yapıyorum bu sıralarda iran'a ön yargılı, kulaktan dolma şeylerden dolayı hiç ısınamadım ama tanıdıkça öyle olmadığını gördüm. şuan şiayım. şimdi gösterilen haberlerde yine ön yargı, emperyalizm baskısı olduğunu düşünüyorum youtubedan özgür suriye ordusunun yaptıklarını izlerseniz sizde bu görüşüme katılırsınız.

  • ebuzer
    24-08-2012

    Bugün suriyede Müslümanlara Yapılan Zulme Göz Yummak,zalime destek vermek. Zulme Ortak Olmaktır! Size ne oluyor ki, ALLAH yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? (Nisa Suresi, 75) Peygamberimizin(sav) zulüm konusunda “Kim bir kişinin zâlim olduğunu bilerek ona yardım etmek üzere zâlim ile birlikte yürürse, İslâm’dan dışarı çıkmış olur.” buyurur. (İbn Kesir, Hadislerle K. K. Tefsiri, c. 5, s. 2089) iran-in bizzat emriyle İran Devrim Muhafızları üst düzey komutanlarını, unsurlarını Suriye rejimine destek için Suriye’ye yönlendirmiş durumda. ve şuan suriyeli direnişçi müslümanların tutukladığı sözde devrim muhafızı olan esed destekçilerinin isimleri şöyle. İSİM: Korgeneral Abidin Hürrem GÖREV: Batı Azerbaycan Eyaleti (Urumiye) Şehitler Tugayları Komutanı İSİM: Molla Kerim Hüseyin Hani GÖREV: Azerbaycan Eyaleti Besic komutanı, Bu tugaydaki Hamaney’in ofisinin eski başkanı İSİM: Albay Yusuf Ekberi GÖREV: Batı Azerbaycan Eyaleti Şehitler Tugayları Güvenlik Komutan Yardımcısı İSİM: Albay Hüseyin Nuri GÖREV: Topçu Birlikleri Komutanı İSİM: Albay Talib Rahim GÖREV: Miyandub bölgesi İran Devrim Muhafızları Birlikleri Komutanı İSİM: Albay Gulamrıza Kubrai GÖREV: Şehitler Tugaylarında komutan İSİM: Albay Muhsin Ranci GÖREV: Batı Azerbaycan Eyaletinde konuşlanan Hamze Birliklerinde komutan İSİM: Albay Cafer Pervel GÖREV: Batı Azerbaycan Eyaletinde konuşlanan Hamze Birliklerinde komutan İSİM: Kerim Birami. GÖREV: Selmas beldesinde konuşlanan Devrim Muhafızları Tabur komutanı. Rasulullah (SAV) şöyle buyurdu: “İster zalim olsun, ister mazlum (mü’min) kardeşine yardım et. Oradan bir adam; “Ya Rasulullah, mazlum ise ona yardım ederim, fakat zalim ise nasıl yardım edebilirim?. Dedi. Rasulullah (SAV) şöyle buyurdu: Onu zulüm yapmaktan alı koyarsın. İşte bu ona yardımdır.” (Buhari, K. Mezalim ve’l Gasb, 2264) gelin bizlerde bu konuda kardeş dedigimiz iran a yardım edelim. bu zulme ortak olmaktan vazgeçmesi için uyaralım. “Zalimlere meyletmeyin, yoksa ateş size de dokunur. Sizin ALLAH’tan başka bir veliniz yoktur. Sonra yardım da görmezsiniz.” ayetini onlara hatırlatalım. Zulümat hakkın karşıtı olan karanlıktır. Nasıl ki hak sahibi ALLAH ise zulmün sahibi de zalimdir. Suriye direnişini emperyalistlerin bir oyunu olarak niteleyen ve `Suriye`deki Baas rejimi yıkılırsa sıra iran a gelir mantığı üzerine kurulan tezlerin ve hiçbir sebebin hiçbir stratejinin hiçbir önceliğin zalimin yanında yer almayı gerektiremeyecek kadar açık ve nettir. Çünkü bu zulüm suriyede 45 yıldır devam ediyor. Binlerce insan katledilmiş, 30 bin insan kayıp. Şimdi birileri çıkıp `batının oyunudur diyor. "Bu direnişi kırmak adına ortaya atılan ABD - İsrail destekli komplolar tamamen asılsızdır" eyer bizler kendimize mustazafların hamisiyiz diyiyor isek şunu unutmayalımki dün yardımına koştuğumuz filistindeki öldürülen çocuk nasıl mustazaf idiyse bugün suriyedeki öldürülen çocukta onunkadar mustazaftır. Unutmayalım-ki zulme rıza zulüm küfre rıza göstermekte küfürdür.

  • Ayhan AKIN
    11-08-2012

    İRAN SÜNNİ HİÇ BİR İSLAMİ HAREKETİ BENİMSEMEZ.DOST OLDUĞU TEK BİR İSLAMİ HAREKET GÖSTERİLEMEZ.DOLAYISIYLA İRAN İSLAM ALEMİNDE FİTNE ÇIKARTILMAK İÇİN KURULMASI EMPERYALİSTLERCE ONAYLANAN SAHTE BİR İSLAMİ DEVRİME GEÇMESİNE İZİN VERİLDİ.GERÇEKTE İRAN FAŞİST VE EMPERYALİST BİR ULUS DEVLETTİR.

  • Bahar
    10-08-2012

    Iran Islam Cumhuriyetinin yapmak istediği zulme ortak olup Esad rejimini desteklemek değildir. Değerlendirme yaparken iyi analiz yapılırsa daha iyi anlaşılacaktır. Rejimle muhalefeti uzlaştırmaktır. Esad rejimine reformlar yaptırma yönündedir. Aksi takdirde İran Esad'ın gitmesi durumunda daha karmaşık duruma girileceği düşüncesini benimsemektedir. Dolayısıyla İran zulme ortak olmaktadır düşüncesi çok yanlış bir analizdir. "Size bir haber geldiğinde araştırın" hadisi biz Müslümanların hayatının neresinde olduğuna tekrar göz atmak gerekiyor. Sevgiyle kalın.

  • TAKA
    10-08-2012

    İran, Amerika ve İsrail karşıtı. Niye Rusya ve Çin karşıtı değil. Çeçenya'da ve Doğu Türkistan'da yapılan zulümleri Amerika'nın mı yapması gerekiyor. Bence İran, Amerika ve İsrail karşıtlığından besleniyor. Ortada pratiğe dönük bir karşıtlık filan da yok. Her şey sözde. İran, ABD ve İsrail'in birbirleri ile danışıklı bir dövüş içinde olduklarını düşünüyorum. Bu üç ülkede bir birleri ile hırlaşarak bölgede işlerini yüzdürüyorlar.

  • nur
    10-08-2012

    iran islam cumhuriyeti. anlayamıyorum nasıl böyle davranıyorlar. bir de kur'an hükümleri hakim iken. Allah zulmü işleyenle zulme sehsiz kalan da zulme ortak olandır derken. acaba böyle ayetleri nasıl yorumluyorlarda. suriye halkı sünnide olsa, işlenen zulme sessiz kalabiliyorlar. biz dışardan bakan bir göz olarak aslında iranı çok büyütmüşüz. görmemiz gerekenleri değilde görmek istediklerimizi görerek. İran islam cumhuriyeti adı ya. evet yahudilerden ne farkları kaldı. bugün suriyeli sünniler için böyle davranıyorlarsa, yarın türkiyeli sünniler için kim bilir nasıl davranacaklar. Allah kur'anı doğru anlamayı ve sünneti yaşamayı nasip etsin hepimize

  • Osman Naci Elik
    10-08-2012

    Çok yanlış analizler... Ben bir sünni ve irana mesafeli birisi olarak İranın her şeye rağmen ABD ve İsrail karşıtı politikasını benimsiyorum... İranın derdi evet bir şii pakt oluşturmak ama iran hiçbir zaman anti amerikancı olan bir islami hareketi de şii ya da sünni olarak ayırt etmemiştir... İran eğer islam düşmanı bir tavırla hareket etseydi Mısır Tunus halk hareketlerine destek vermezdi... Ayrıca İran Qaddafinin devrilmesi olayında da araları hiç iyi olmamasına rağmen Amerikaya karşı qaddafi safında yer almıştır...

  • hayri özturan
    09-08-2012

    Bunun bir de: Derin bir hayalkırıklığı-Türkiye ya da Derin bir hayalkırıklığı-Davutoğlu versiyonları olmalı..

  • Veyisogluu
    09-08-2012

    Maalesef yaşananlar şia için tarihte soylenen ''şiiler için Ali sevgisi değil, Ömer düşmanlığı esastır'' sözünü haklı çıkarıyor.Allah ıslah etsin! Bu konuda Bülent Keneş'in ''İran Tehdit mi Fırsat mı?'' isimli kitabını okumanızı tavsiye ederim. Editorun İran konusunda belirttiklerini tarihi arkaplanıyla satır satır anlatıyor ve derinlemesine analiz ediyor.

  • Abdulkadir SEVEN
    08-08-2012

    İnsanın aklı hafzalası bir türlü almıyor. Ya biz İran'ı yanlış tahlil ettik. Yada İran bizlere la şia- la sunni sloganıyla takiye yaptı. Heriki yolda aynı suyun mecrasına akar. Farazayla yol alınmaz ama İmam Humeyni yaşasaydı acaba aynı yolumu takip ederdi.