Sosyal Ağ

 

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

Medeniyet TV

GENÇ HAREKET

Yeni Anket

Rahmet ayının arafesinde

Abdulkadir SEVEN

06-06-2015

Rahmet ayının arafesinde
Efendimiz (sas) bir kutsî hadîste, ALLAH’ın şöyle buyurduğunu bize bildiriyor: “İnsanoğlunun her amel ve ibâdeti kendisi içindir, yalnız oruç müstesna; çünkü o, benim içindir, onun özel kazancını ben vereceğim. Oruç (koruyucu) bir kalkandır. Oruç günü olunca kimse kötü söz söylemesin, bağırıp çağırmasın, cahilce davranmasın. Birisi sataşır veya bulaşırsa, ‘Ben oruçluyum, ben oruç tutmaktayım!’ desin.” (1) 
 
İki farklı ibadetin insan üzerindeki tesir ve hikmeti oldukça etkileyicidir.
 
"Hac ve Ramazan". Kabe’de en sıkıntılı ve meşakkatli olduğunuz anda aklınıza ilk gelen sabır ve sükunet. Kızgınlık ve öfkenin doruğa çıktığı, gazabın merhameti körelteceği anda Rabden uyarı. "kamil ve olgun bir iman"
 
ALLAH ve Resulünden gelen buyruklara baktığımızda kâmil bir orucun, yalnızca yeme içme ve cinsel teması terk etmekten ibaret olmadığı, oruç tutan müminin her an ALLAH’ın huzurunda olduğunun şuuru içinde bulunması gerektiğini anlıyoruz. Bazen düştüğümüz zaaf, ayıp ve günah olan davranışlardan, oruçlu iken daha titizlikle uzak kalmanın af ve mağfiret içinde olmanın vukufiyetini idrak etmeliyiz. Oruç tutanlar, oruçlarını tüm uzuvlarıyla yapmalı, şekilcilikten uzak durmalıdır. Müslüman; gönülden bağlılık içinde, tüm organlarıyla bu ibadete katılmalı ve kalbini bile, kötü düşüncelerden arındırmaya çalışmalıdır.
 
Bir başka hadiste “Nice oruçlu vardır ki, orucundan kendisinde kalan yalnızca açlıktır, nice gece boyu namaz kılan vardır ki, namazından yanına kalan sadece uykusuzluktur.” (2)
 
Herkes uyurken uyanık olmak, Mevla’nın rahmet iklimine girmek, muhabbet ve merhamet meclisine dahil olan müstesna kullardan olmak er kişi olsa gerek.
Gece, tatlı ve yumuşak yatakları terk edeceksiniz ve ecir almayacaksınız. Gün boyu aç kalacaksınız, güneş tepenizde su diye inleyeceksiniz, kendinizi sıkacaksınız ama hiç ecir almadan darmadağın olup gideceksiniz. Elinize miski amber kokusu diye aldığınız size kokuşmuş bir irin olarak geri dönecek. Firdevs deyip su içeceksiniz ama karşınıza zakkum olarak çıkacak.
 
Biz mü’minler şunu iyi biliyoruz ki kendini tutmak adam işi, zor iş. Oruç bizi işte bu zor işe çağırıyor. Kendisini tuttuğumuzu sandığımız oruç, aslında bize kendimizi tutmayı öğretiyor. Yeme ve içme güdümüzü, şehvet güdümüzü denetim altına almayı öğütlüyor. 
 
ALLAH Rasulu (sav) uyarıyor:
 
“Gerçekten şeytan ademoğlunun damarlarında dolaşır. Onun için açlıkla onun dolaşım kanallarını daraltın, sıkıştırın.” (3)
Oruç tutanların azlığına çokluğuna bakmaktansa oruca niyet edip de aç kalanları sorgulamak gerekir. Nefislerimizi sorgulamalıyız. Acaba oruca başlarken halimizle bitimindeki halimiz bir mi? 
 
Şeytan zincire mahkumken bizlerde tüm uzuvlarımızı Rahmanın yoluna mahkum etmeliyiz. Ölüm gelmeden ölmenin, hesaba çekilmeden hesabı vermenin elbet yolunu bulmalıyız.
 
Rahmanın oruçluya bahş eylediği bu güzel nimetlere karşı neleri koruyup neleri kazanacağız derseniz o güzelim Rahmet denizine ulaşabilmek için özellikle aşağıdaki hususlara dikkat edilmeliyiz.
 
1- Gözü Korumak: 
 
Kalbini meşgul edecek, kendisini ALLAH'ı hatırlatmaktan alıkoyacak, mahremi olmayan her türlü çirkinlikten gözleri muhafaza etmektir. Şeytanın zehirli oklarından kendini koruyanlar ne mutlu insanlardır.
 
Peygamber Efendimiz (s.a.v): “Şehvet nazarı ile bakmak, şeytanın zehirli oklarından bir oktur. Kim ALLAH korkusuyla onu terk ederse, ALLAH (c.c.) ona öyle bir iman nasip eder ki, zevkini kalbinde duyar.” (4)
 
2- Dili Korumak: 
 
Dilini, yalan, gıybet, ağız bozukluğu, galiz vb. sözlerden korumaktır. 
 
Dil kötülüğün ana hatlarını oluşturur. İnsan ne çekerse dilinden şüphesiz çeker.
 
Kim izzet ve şeref istiyor idiyse, bilsin ki, izzet ve şerefin hepsi ALLAH'ındır. O'na ancak güzel sözler ulasir. Müminleri de ALLAH'a amel-i sâlih ulaştırır. Kötülüklerle tuzak kuranlara gelince, onlar için çetin bir azap vardır ve onların tuzağı bozulur.(5)
 
Câbir ve Ebu Said Hz. Peygamber'den (s.a) şöyle rivayet ediyorlar:
 
Gıybetten kaçınınız! Muhakkak ki gıybet, zinadan daha kötüdür. Çünkü kişi, bazen zina eder, tevbe eder ve ALLAH tevbesini kabul eder. Gıybet yapan bir kimse ise, gıybeti yapılan kişi kendisini affetmedikçe ALLAH tarafından affedilmez. (6)
 
Enes dedi ki: Hz. Peygamber (s.a) birgün oruç tutmayı emrederek şöyle buyurmuştur:
Sakın ben kendisine izin vermedikçe hiçbir kimse iftar etmesin!
Bunun üzerine halk oruç tutup akşamladı. İftar zamanı kişi gelir ve 'Ey ALLAH'ın Rasûlü! Ben bugünü oruçlu geçirdim. İftar için bana izin ver' derdi. Hz. Peygamber de kendisine izin verirdi. Böylece biri diğerini takiben izin almaya gelirlerdi. En sonunda bir kişi geldi ve dedi ki: 'Ey ALLAH'ın Rasûlü! Kureyş'ten iki genç kız oruç tutmuşlar, sana gelmekten utanıyorlar. İftar için kendilerine izin ver'. Hz. Peygamber adamdan yüz çevirdi, adam sözünü tek-rarladı, Hz. Peygamber yine onun sözüne kulak vermedi. Adam tekrar etti, bunun üzerine Hz, Peygamber şöyle buyurdu:
 
Onların ikisi oruç tutmamıştır. Bütün gün halkın etini yiyen bir kişi nasıl oruçlu sayılır? Git onlara şöyle de: Eğer oruçlu iseler istifra etsinler.
Bunun üzerine adam onlara gelerek durumu haber verdi. Onlar istifra ettiler. Onların ağızlarından kan çıktı. Adam Hz. Peygamber'e gelip haber verdi. Bunun üzerine Hz.

Peygamber şöyle buyurdu:
 
Nefsimi kudret elinde tutan ALLAH'a yemin olsun ki onlar bu kan parçasını karınlarında bıraksaydılar, ateş ikisini de yerdi (7)
 
Ebu Hüreyre şöyle demiştir: 'Sizden bir kimse Müslüman kardeşinin gözündeki çöpü görür de kendi gözündeki merteği görmez!'
 
Dillerimiz ah şu dillerimiz!
 
Söz ok misalidir. Ağızdan çıktı mı? Okun yayından fırlaması gibi fırlar gider sizden. Dil sizin esirinizken, çıkan kötü sözden dolayı siz onun esiri oluyorsunuz.
 
3- Kulağı Korumak: 
 
Kulağı, dinen dinlenmesi yasak olan herşeyden muhafaza etmektir. Konuşulması yasak olan her şeyin, dinlenmesi de yasaktır. Gıybete susmak, seyirci kalmak da haramdır. Rasül-i Ekrem (s.a.v.): “Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, ALLAH onu dünya ve ahirette zelil kılar.” buyurmuştur. 
 
Çünkü gıybet edeni dinleyen olmasa, kimse kimsenin aleyhinde konuşamaz. Gıybet edilen sofradan uzak durmalı yada orda söz sahibi bizler olmalıyız. Gıybeti dinlemeyip yarıda kesen hem karşısındakini koruduğu için hemde kardeşini ve kendini koruduğu için birçok ecre tabii olur.
 
4- Diğer Uzuvları Korumak: 
 
El ve ayak gibi diğer uzuvları da fenalıktan korumaktır. Günaha giden yollara ayakları düşürmemek, harama uzatılan eli de engellemek, en önemli vazifemizdir. Zira gözler bakar, dil söyler, kulak dinler ve beden ona doğru yönelir. O zaman işte veyl olsun, yazıklar olsun o kula. İçtiği hamim, yediği zakkumdan ibarettir. Şehrullah’a girerken, girmemenin endişesini taşımalıyız. Gafil avlandığımız o gecelere ve seherlere yanmalıyız. Sonuç itibariyle derdimiz kendimizle kardeşler. Kendini bilmeyen neyi bilir? 
Kendisiyle kavgalı olan kiminle barışıktır?
Kendini kaybeden neyi kazanır?
Şimdi zikir, tevbe ve dua zamanıdır.
Şimdi düşünmek zamanıdır.
Öyle ise haydin duaya kardeşlerim…
 
-----------------------------
Kaynaklar:
 
Buharî, Savm, 2
İbn Mace, Sıyam, 21
Buhari, Müslim
Hakim, Müstedrek, 4/314.
Fatır Sûresi / 10. Ayet
İbn Ebî Dünya, İbn Hibban
İmam Ahmed
Camiussağir, Hadis No:8489
 


Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!