Medeniyet TV

Sosyal Ağ

Günün Fotoğrafı

ETKİNLİK TAKVİMİ

Beni Haberdar Et!

Yazarlar

Alıntı Yazılar

camideyiz.biz

Yeni Anket

İMH İzmir Hanım komisyonu 'Aile Eğitim Seminerlerine' başladı.

imh.org

11-01-2018

Kişisel Gelişim Uzmanı Psikolog Esra DAĞHAN İMH İzmir'de Konuştu.
Haber: Nesibe BARDAK
 
İMH İzmir Hanım komisyonu olarak bu yıl ilkini gerçekleştirdiğimiz "Aile Eğitim Seminerlerinde" Kişisel Gelişim Uzmanı Psikolog Esra DAĞHAN Hanımefendiyi misafir ettik.
 
Hanımlara yönelik dernek binamızda gerçekleşen programa İzmir merkez ve  çevre ilçelerinden de oluşan geniş bir dinleyici  kitlesi eşlik etti. Sayın Esra AĞHAN, "Ben Kim Değilim?" sorusunu Müslüman kimliğimiz çerçevesinde, bilimsel ve psikolojik boyutlarıyla değerlendirdi.

İlk olarak psikolojik ve sosyolojik yönleriyle şu şekilde açıkladı: "Ke
ndimize giyindiğimiz maskeler vardır. İlk doğduğumuzda evlatlık elbisesini giyiyoruz. Önce iyi bir evlat olmaya çalışıyoruz. Evlendikten sonra iyi bir gelin olmak için gelinlik elbisesini giyiyoruz. Başkalarına göre hareket edince iyi olacak gibi hissediyoruz. Bu sefer evimize dönüyoruz; eşimize iyi olmaya çalışıyoruz, eşimiz nasıl istiyorsa ona göre hareket ediyoruz. Eş olmaktan anneliğe terfi ediyoruz. vladımız için yaşamaya başlıyoruz. Örneğin çocuk evden ayrılmak istemiyorsa mekan değiştirmiyoruz. Herşey çocuk merkezli oluyor. Bu hem çocuğa hem bize zarar veriyor. O ve siz ayrımıza giriyoruz. 35-40 yaş aralığı anne için geri dönüp baktığı yaştır, sorgulama yaşıdır. Ben bu güne kadar böyle yaptım, bu kadar emek ne için idi, elimde ne kaldı diye sorgular anne."

 
Sonrasında ise Müslüman kimliğimiz çerçevesinde ve İslami boyutlara değinerek sorguladı" "Allah kalem, zaman ve zeytinin üzerine yemin etmiştir Kuran-ı Kerimde. Allah, ilk zamanın üzerine yemin eder. Zaman bu kadar kutsal. Zamanın içine mührümüzü koymamız gerekli. Bunun için de kaleme ihtiyaç var. Zamanı iyi kullandığında, yazmaya, kendinle yüzleşmeye başladığında zamana mührünü koymaya başlarsın. Sonra üretim başlar, dokunduğun her şeyi iyileştirmeye başlıyorsun.
 
Kişi kendini bilmedikçe Rabbini bilemez Hadis-i Şerifi üzerinde duralım. Rabbime ulaşmak için önce ben kimim ve ne istiyorum ve bu kainatta burada olma sebebim nedir? Bu sorulara cevabınız varsa zamanı doğru kullanıyor, kalemini kullanıyor ve Rabbinle bütünleşmişsin demektir. Verdiğin şeyin farkında olmak gerekiyor önemli olan budur. Güne ait hangi mührü koyabiliyoruz önemli olan bu. Rabbim hepimizin parmak izini farklı kılmış.Peki neden? Eller hareket demektir. Yani okudum, anladım ve herkesin izi, yorumu, düşüncesinden ortaya çıkacak eser, iz farklıdır. Kainatta kaç insan varsa o kadar iz, yorum, var demektir. Kendi öznelliğimizi ortaya koyunca Cemalullah ortaya çıkıyor. Ben tanınmak istedim o yüzden insanlığı yarattım der Rabbimiz. Ayak izlerimiz neden ayrıdır? Bir karar verdim bunun için harekete ihtiyacımız var. Bunu eyleme dönüştürmek için ayak ve el izlerine ihtiyacımız var. Doğru kul olmak, doğru eş olmak, doğru evlat yetiştirmek istiyorsanız ayak ve el izlerine ihtiyacımız var.

 
Sayın Dağhan, kişinin kendisini tanıması, düşünce sistemini doğru yönetmesi ve sorunu çözmeye yönelmesi aşamalarının üzerinde durarak içinde bulunduğumuz ana odaklanmanın öneminden bahsetti; "Hayattan öznel beklentilerimiz mi var yoksa robotta olsa yapabileceğin şeyleri mi bekliyorsunuz bunun için öznel iç odağımıza dönmeliyiz. Düşünce düğümlerini çözmeliyiz. Bnce nefes alın, kendi farkındalığınızı fark edin, sonrası zaten gelecektir.
 
İş ortağım beni anlamıyor, evladım anlamıyor, üst komşum selam vermiyor vb. bir kadının üzülmesi için ekstra bir şeye ihtiyacı yoktur. Düşünce sistemi bunu kendisi üretebilir ve kadın yine kendisini mutlu edebilir. Problem çözmek için aktiftiniz ve çözdünüz. Elle tutulur gözle görülür olmayan, beni anlamıyor mu, acaba beni sevmiyor mu gibi düşünceler, bu tür problemlerin çözülmesi 15 yıl bile sürebilir. Önce sezgi güçlerimizin farkına varmalıyız. Duygusal zekayla her şeyi çözebilir insan. Kendimize bir tık kapı aralamak ve dışarıdan nasıl göründüğümüze bakmalıyız. Allah kulunu kula zulmetmesi, hakimiyet taslaması için göndermez.


 
Sorular yerine cevaplarımızla ilgilenelim. Bu soru niye böyle diye değil,ben niye bu cevabı verdim diye düşünmeliyiz. Örneğin, canımız istemedi diye çocuğumuza tableti vermedik ve sebepsiz yere verdiğimiz hayır cevaplarından kul hakkı sebebiyle sorumluyuz. İyi bir anne olmak için neler yapabilirim. İyi bir kul olmak için bir modelimiz var mı, böyle bir derdimiz var mı? Bunu düşünmemiz gerekirken eşim bana niye böyle dedi, niye böyle yaptı? Bu soruları ise binlerce kez kendimize sorduk.
 
Ben bunu çocuğuma uygularım, eşime anlatırım diye dinlersek, bu dış odaklı bir gidiştir, oysa ki iç odaklı düşünmeliyiz. Kendimiz için dinlemeliyiz. İşe kendimizi, kendi evimizi değiştirmeye başlayarak başlamalıyız. O bunu niye yaptı dersek cevaplar hemen gelir. Başkalarının hayatıyla yaşadığımız için izlerimiz yok. Çocuklar bile o bana bunu o niyetle yaptı diyor. Hep başkalarının akıllarını okursak orda yargı var demektir, mutluluk yoktur. Allah, insanı dış odakla mutlu etmeyecek, Allah dış odakla beni başarıya götürmez. Allah, size şah damarınızdan daha yakınım derken bana ait ne varsa sende var demek istiyor, lütfe bakın. Allah o muhteşem mukaddesliğiyle sana gelmiş. Allahın hangi esmasının kullanırsan kullan, Allaha yapamıyorum, affedemiyorum demenin 2 sebebi vardır; ya Allahın esmalarını reddediyorsun, yada Allahın sana şah damarından daha yakın olduğunu reddediyorsun. Bilim boyutun da ise, sen ana kilitlendiğinde o zaman kaşifsel zekan ortaya çıkıyor, analitik kritiği yapabiliyorsun ve krizi fırsata çevirebiliyorsun. Birebir ana kilitlendiğiniz zaman otomatikman kendi mührünüzü koymaya başlıyorsunuz.


 
Rabbim ben geçmişin elinden ve geleceğin kaygısından sana sığınıyorum. Eğer anı yakalamaya başladığınızda, anı hissetmeye başladığınızda, bulunduğunuz yerde olmanın tesadüf olmadığını düşündüğünüzde, kim olduğumuz öğretilecek. 21 gün maskelerden soyunma ve fıtratla bütünleşmeyi sağlayabiliriz. Sessiz bir mekanda, kendinizle bütünleşin ve yaratıldığınız gibi kendinize söz verin. Çünkü kadın Haydır. Yaradan sizi nasıl görmek istiyorsa o hale bürünün, o halde kalın. Ben kendimi bozduğumda Allahın yarattığı şeyleri bozuyorum ve Allahın tanıtımını yapamıyorum. Bugün Suriye’de,Filistin’de sorun varsa ben Allahın tanıtımını yapamıyorum demektir."
 
Program sonrasında Esra Hanım’a teşekkür plaketini İMH İzmir Hanım Komisyon üyesi Sayın Hümeyra Eşlik Hanımefendi takdim etti. Programamıza katılımlarından dolayı Sayın Esra Dağhan’a  İMH İzmir Hanım Komisyon olarak teşekkür ederiz.
 
 
 


Yorum Yaz


E-posta :


saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • Gönderilmiş hiç yorum yok. İlk yapan siz olun!